Cevap: Call of Duty 5 de bitti
açıkcası ben pek sevmedim CoD 4 den sonra bi Sci-Fi oyun beklerdim yada ne bilim yine modern bi savaş olabilirdi ama sanki CoD 1 ve 2 ye biraz grafik yedirip önümüze sunmuşlar gibi hissettim
Evet, karşımızda yine bir ikinci dünya savaşı var, ancak bu sefer biraz değişik olduğunu rahatça söyleyebilirim. World at War, Modern Warfare’den tam olarak bir geriye dönüş değil, çünkü oyunda CoD 4’ten oldukça ilham alınmış, hem teknik olarak hem de yaratıcılık açısından. Bu ilhamların en belirgin olanı, olgun, kimi zaman vahşi olan hikaye anlatım şekli. Treyach’ın yaptığı gösterimden edinilen izlenimlere bir bakalım, daha iyi anlayacağız. World at War’a Makin Atolü’nün sahilinde bir kulübenin içinde elimiz kolumuz bağlanmış bir şekilde başlıyoruz. Bir Japon subayı önümüzde diğer bir donanma askerinden bilgi talep etmekte. Yüzüne tüküren askerin suratında sigarasını söndüren Japon subay daha sonra bir bıçak ile oldukça kanlı bir son veriyor silah arkadaşımızın hayatına. Aynı kaderi paylaşmadan takviye güç geliyor ve ortalığın karışmasını fırsat bilerek elimizde beylik tabancamız kaçmaya başlıyoruz. Tarihi olarak doğruluğu mevcut mu peki? Treyarch’ın oyun için yaptığı araştırmada hayatta kalan savaş gazilerinden ve sayısız kayıt belgesinden ve benzer materyalden yararlanılmış.
Oynanış olarak da vahşi ve zalim bir açı yakalanmış; Japonlar iyi orman savaşçıları olarak bilinirler, onları hiç beklemediğiniz bir anda beklemediğiniz bir yerden aniden ortaya çıkıp size saldırabilirler. Bu özellikleri World at War’da da işlenmiş, iyi kamufle olmuş Japon askerleri orman içinde birkaç metre ötenizde birden ortaya çıkabiliyorlar, ve çıkacaklar da. Bu taktiği karşı koymanın bir yöntemi alev makinesi kullanıp çevreyi yakıp çehresini değiştirmek. Etraftaki tüm otları ve sazlıkları küle çevirirseniz artık içlerinde saklanamazlar. Elbette bir insanı ateşe vermek temiz ve düzgün bir şey olmayabilir ve sağlıklı, ama bu şekilde savaşta sırtınızda jel hale getirilmiş benzin taşımanın bazı dezavantajlarını keşfetmiş olacaksınız. Bunun yanında bir de düşman keskin nişancıları var sorun olacak, kendilerini ağaçlara bağlayıp günlerce orada bekleyebiliyorlar hedeflerinin gelmesi için. Ateş ettiklerinde ilk seferde öldürmek için ateş etmeyip yaralıyorlar, çünkü arkadaşlarının onu kurtarmak için koşarak yanına gelip açık hedef olacaklarını biliyorlar. Otları ateşe vermek ile birlikte şüpheli gördüğünüz ağaçlara ateş etmek, özellikle sniper’lardan kurtulmanın oldukça temiz ve etkili bir yolu, bu şekilde doğru ağaca nişan alırsanız eğer ağaçtan aşağı düşüp güvenlik olarak ayak bileğine bağladığı ipten sarkan Japon askerleri ile karşılaşmanız olası. Treyarch’ın bu yeni Pasifik savaşı oyununda en çok odaklandığı nokta Japon askerlerinin, seride uzun süredir tek düşman olarak varolan Almanlardan ne kadar farklı olduğu olarak göze çarpıyor. Sadece üniforma, görünüm ve konuştukları dil farklı değil, Japonların bambaşka bir taktik ve savaş anlayışı bulunuyor. Bushido düsturuna bağlı olan Japon askerleri daha çok gerilla savaşı taktiklerini tercih ediyor. Sahilden çıkıp yakındaki sık ağaçlık bölgeye giriyor oynadığımız karakter ve birkaç donanma askeri, karanlık ağaçların arasında ilerlerken birkaç ceset ile karşılaşıp yola devam ediyor grup. Gerçekte ise o ölü askerler, ölü taklidi yapan Japon askerleri ve birden canlanıp takıma arkadan saldırıyorlar.
Bölüm tasarımında ilgi çeken bir nokta, Treyarch’ın lineer bir oyun yerine birden fazla seçilebilecek yol ve güzergâh hazırlamış olması, farklı yolları seçip farklı taktikler uygulamak mümkün. Örnek olarak ilk bölüm olan Makin bölümünde savaşın ilk kısmı yukarıda bahsettiğimiz gibi sahilde geçiyor ve sahilde suya çakılmış kazıkların üstüne inşa edilmiş bir köy var. Dilerseniz köyün altından, suyun içinden geçebilir, dilerseniz de daha doğrudan, ama daha tehlikeyi açık bir yol izleyip yukarıdan gidebilirsiniz. Bu esnada serinin tanıdık ve bilindik yoğun aksiyonunun aynı şekilde korunduğunu görüyoruz. Çatışma başladığı anda birbirine ateş eden insanlar ve silah seslerinden fazlası var, patlayan el bombaları, atlayan askerler, bir köşede ölümcül bir yakın dövüş sergilemekte olan iki asker gibi şeyler dönüyor etrafınızda. Call of Duty’de bu bir gelenektir, sizin tüm dünyayı kurtaran cengaver tek tabanca bir süper asker olmadığınızı, ve savaşın sadece sizin etrafınızda dönüp bitmediğini çok iyi hissettiriyor oyunun atmosferi.
Treyarch, InfinityWard gibi Activision’ın sahip olduğu bir stüdyo ve kardeş geliştirme stüdyoları olmalarının bazı faydaları var kesinlikle. Mesela, Treyarch, CoD 4: Modern Warfare’ın grafik motoruna iki yıl önce sahip oldu, yani CoD 4 piyasaya çıkmadan tam bir yıl önce. Böylesi uzun bir geliştirme döngüsü olunca da oyun geliştiricilerinin oynanışa odaklanacak daha fazla vakitleri olmuş ve ayriyeten Modern Warfare’in grafik motorunun özelliklerini iyileştirip geliştirme fırsatı bulmuşlar. Görsel olarak alevli silahların bu yeni kullanım alanı sayesinde zaten halihazırda etkileyici olan Call of Duty 4: Modern Warfare motoruna bir takım geliştirmeler yapıldığını görebiliyoruz. Eski motor güzelliği, ve zekiliği ile tanınıyor, çarpıcı grafikleri doğru ve isabetle render ederek balistik öğelerin bir çok yüzey ve yapı malzemesi üzerindeki seyahatlerini güzelce kotarıyor. Şimdi ise World at War ile bu leziz karışıma bir de yok edilebilir çevre özelliği eklenmiş. Otları ateşe verdiğinizde alevler yavaşça etrafa yayılırken altındaki toprağın karardığını görebilirsiniz. Ölü bir bedenin asılı olduğu ipi vurup kopartabilirsiniz. Sahil ve köylerdeki kulübelerin, ahşap yapıların duvarlarını, tahta plakaları ve malzemeleri kurşunlar ile tahrip edip üzerlerinde gedikler açabilirsiniz. Ki bu da bana ünlü bir Hollywood aksiyon atasözünü hatırlattı: "Her zaman için bir arka kapı vardır." Hikaye Pasifik cephesinde geçtiği için etrafta bol bol deniz, okyanus ve su var ve Treyarch bize sağolsun yüzme yeteneğini de bahşetmiş. Su ve sıvıları içeren fizik motoru ile ilgili etmenler de epey etkileyici, su yüzeyine çarpıp suya girerken kırılan kurşunlar, patlamalardan çıkan şarapnellerin sudaki etkileri görmeye değer, en azından teknik olarak güzel bir gelişme oyunlardaki gerçekçilik babında.
World at War’ın belki de en etkileyici özelliklerinden birisi dört kişilik co-op modu. Üç adet arkadaşınızı alıp dört kişi tek oyunculu hikayeyi baştan sonra birlikte oynayabiliyorsunuz, ister online olarak ister aynı platformda ekranı bölerek. Lakin henüz dört oyunculu co-op’un aynı ekranda oynanabileceğine dair bir kesinlik yok, ama en azından iki oyuncu co-op’un aynı platform üzerinden ekranı bölerek oynanabileceği kesin. Bu seride ilk defa olan bir şey, oyun zorluk seviyesini oyuncu sayısına ve oyuncuların ne kadar iyi olduklarına göre belirleyip ayarlıyor otomatik olarak. Birden fazla insanın oyunu aynı anda oynaması gerçekten heyecan verici bir gelişme ama akıllara şu soruyu da getiriyor; serinin oyunları önceden belirlenmiş, tetik bekleyen aksiyon ve olaylarla doludur hep, yanınıza bir uçağın düşmesi, bir grup düşmanın çalıları arasından pusu kurup çıkmaları gibi. Normalde oyundaki silah arkadaşlarımız biz hareket etmeden ilerlemez, ilk hareketi bizden beklerlerdi ve bu gibi özel durumları sadece biz o belirlenen noktadan geçtiğimizde görürdük. Dört kişi oynarken bu nasıl olacak peki? İlk akla gelen en önde giden kimse sinematik aksiyonları onun tetikleyip harekete geçireceği ve arkada kalanın tüm eğlenceyi kaçıracağı şeklinde. Treyarch bu konunun test aşamasında çok önem verdikleri ve zaman ayırdıkları bir konu olduğunu söylüyor ve oyun çıktığında buna bir çözüm bulmuş olacaklarına inanıyor.
Çok oyunculu olarak World at War, Modern Warfare’ın önderliğinde ilerliyor ve sahip olduğu özellikleri aynen sunuyor. Ne de olsa Modern Warfare son zamanlarda online olarak en çok oynanan oyunlardan birisi, aynı şeyi World at War’a koymamak aptallık olurdu. Böylece son CoD oyununda da açmaya hak kazandığınız silah ve yetenekler ile farklı asker sınıfları ve taktik oynanışları yaratabileceksiniz. Seviye atlama ve karakter özellik paketleri (“perk”) Modern Warfare’den alınmış birkaç güncelleme ile geliştirilerek. Bu oyuna has olarak ise Squad, yani bölük sistemi var çok oyunculu modda. Aynı takım içerisinde değişken sayılardan oluşan bölükler olabiliyor, bu şekilde öldükten sonra bölük arkadaşlarınızın yakınında tekrar doğuyorsunuz ve takım oyunu daha bir önem kazanıyor bölüklere ait rehber ve yol izleme sistemi ile. Araçlar da geri dönüyor Call of Duty’ye, ama bu kez Call of Duty 3’te görülen hızlı ve atik motosiklet yada jipler yok. Onlar yerine daha ağır savaş araçlarına yönelmiş Treyarch, tanklar ve kamyonlar gibi. Eğer Treyarch bunca ilham ve öğeyi başarılı bir şekilde kullanıp birbirlerine uygun bir şekilde yoğurabilirse yaşanacak çok oyunculu oyun deneyimi oyunu bireysel olarak gündeme oturtacağı gibi diğer İkinci Dünya Savaşı oyunları için de standart teşkil edecektir.