ON'suz 10. YIL !

TheAudreyStyle

Banlanmış
Kalemi Kırıldı!
Katılım
5 Ara 2010
Mesajlar
5
Reaction score
0
Puanları
1
Yaş
31
Konum
Audreys
Dibine vurmuş gecelerden geldim... Yalanım yok... Bir cebimde küfür, bir cebimde çocuklara şekerle yaşadım. Hepinizin gurbetindeyim şimdi... Eyvallah!..

3352.jpg


Fransa'da kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden sanatçı Ahmet Kaya ölümünün 10. yıldönümünde sevgi ve yasla anıyoruz.

Ahmet Kaya Kimdir?
Kod:
Ahmet Kaya, Malatya'da beş çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak 1957  yılında dünyaya geldi. Mensucat işçisi bir baba, çocuklarını  yetiştirmekle yükümlü bir anne ve diğer dört kardeşle birlikte geçen  çocukluk... Babası, neredeyse onun boyu kadar olan bir bağlama ile eve  geldiğinde mutluluğun bu olduğunu düşünür. Dokuz yaşındadır daha. 24  Temmuz İşçi Bayramı’nda sahneye çıkarırlar onu, bir daha unutmaz bunu...
Yaz tatillerinde, ya plakçıda ya da tanıdıkların minibüsünde çalışır.  'Başar ağabey'yi tutuklanınca Ahmet, küçük bağlaması ile ilk bestesini  yapar: "Bir Wolksvagen alacağım, Adını ‘Başar’ koyacağım" der... Ruhi  Su’nun plaklarını satın alan Ahmet Kaya, bol paçalı pantolonlar giyen  uzun saçlı 68’lilerden etkilenen gençir artık... 
Mensucat fabrikasından emekli olan babası, daha iyi bir yaşam için  İstanbul’a göç eder. İstanbul/Kocamustafapaşa’ya yerleşirler. Ahmet  Kaya'nın ilk izlenim ‘korkudur. 
 
Ahmet Kaya, ortaöğrenimini tamamlamaya çalışırken yetmişli yılların  toplumsal çatışmalarının farkına varmardı. Ora'dan gelmiş olmanın  farklılığını, bu yeni kültür ve yaşam biçimi ile içiçe yaşar. Türküler,  devrimci marşlar, Ruhi Su ve Zülfü Livaneli’den müzikal anlamda  etkilendiğini inkar etmez, ama kedi sesini arar. Bütün boş zamanlarda  bağlama çalıp şarkılar söyler. İlk bestelerini bugünlerde yapar.  Boğaziçi Üniversitesi’nde bir panelede Ruhi Su’yla karşılaşır. Ustayı  çok sevse de yetmeyen birşeyler vardır Ahmet Kaya için, bunu ifade  etmeye çalışır Ruhi Su’ya. Ruhi Su'nun 'Mahsus Mahal' türküsünü kendince  yorumlar O'na. Bağlamanın sapını tutan Ruhi Su, 'Böyle bağlama  çalınmaz!' der. Oysa Ahmet Kaya asi. Farklı birşeyler yapmak ve kendini  aramaktadır. Yıllar sonra verdiği ilk resitalin afine 'Bağlama Böyle De  Çalınır' 'i spota çıkaracaktı.
 
Seksenli yılların başı talihsizliklerle geçer. Evliliği biter, bebeği  ondan ayrı büyümeyecektir ve çok zordur. Bu dönem bestelerinin  olgunlaştığı dönemleridir bu yıllar. Sadece müzikle kendini ifade eden  Ahmet Kaya, 1985 yılına geldiğinde kararını verir. 'Zamanıdır' deyip,  oltuğunun altında şarkılarını alıp, Unkapanı’nın yolunu tutar.  Dinleyenlerin hiçbir kategoriye koyamadığı bu müziğe kimse yüz vermez.  Sonraki günlerde arkadaş yardımları ve kendi olanakları ile ilk albümünü  yapar. Ama hemen toplatılır. Yapılan itiraz sonuç verir. Olay  gazetelere yansır, Ahmet Kaya’nın ‘Ağlama Bebeğim’ adlı albümü Danıştay  kararıyla serbestir artık!'
 
Bu arada. Üniversite öğrencileri, dar gelirliler, 12 Eylül darbesinden  nasibini almış-çeşitli kesimlerden tutuklu yakınları, Türkiye’de  demokrasiyi yeniden inşa etmeye kararlı kitle örgütleri, sivil toplum  kuruluşları Ahmet Kaya'nın dinleyici profilini oluşturur.
 
Kısa bir süre sonra ikinci albümü "Acılara Tutunmak" ı yapar. Ahmet  Kaya, edindiği toplumsal, siyasal duyarlılıkla üretim yapmaktadır,  peşpeşe albümler çıkarmaktadır. 
Üçüncü albümü O sıralar tutuklu olan ve idamla yargılanan Nevzat  Çelik'in 'Şafak Türküsü' şiirini besteler, aynı zamanda albümün de  adıdır 'Şafak Türküsü'. Üllkenin gündemindeki idam cezaları ve  hapishanelerde bulunan binlerce insanın ve onların ailelerinin içinde  bulunduğu durumu şarkılaştırmıştır...
'An Gelir' isimli dördüncü albümünde Atilla İlhan, Hasan Hüseyin ve Ülkü  Tamer'in şiirlerini besteleyen Ahmet Kaya, yeni arayışlar içerisine  girmiş, besteciliği ile ilgili kendisini epeyce geliştirmiştir. İlk üç  albümde aranjör olarak kendi çabalarının yanı sıra Sezer Bağcan, Oğuz  Abadan gibi isimlerle çalışan Ahmet Kaya, dördüncü albümde Osman İşmen  ile çalışmaya başlar ve bu beraberlik uzun yıllar sürer...
 
Beşinci albümünde ünlü şairlerin yanı sıra yeni bir isimle, Yusuf  Hayaloğlu'yla çalışmaya başladı. Hayaloğlu'yla beraberlik, Ahmet Kaya  müziğinde uzun ve verimli bir çalışmanın başlangıcını oluşturur. 'Yorgun  Demokrat' isimli bu albüm, gerek dönemi gerekse içeriği bakımından yine  Türkiye’nin toplumsal gidişatına denk düşmüş ve 12 Eylül döneminin  etkisini üzerinden atmaya çalışan milyonlarca demokratın durumunu dile  getirmiştir.
 
Albüm çalışmalarına paralel olarak halk konserleri de yapar Ahmet Kaya.  Gösterilen ilgi, katılım ve çoşkuya rağmen, ülkenin birçok yerinde  ‘sakıncalı’ bir şarkıcıdır artık O. Dinleyicisiyle buluşamamak onu  üzmektedir... 
Konserde kendisine bağlamasıyla eşlik eden Ahmet Koç’la altıncı albümü  olan 'Sevgi Duvarı" nın hazırlıklarına başlar. Can Yücel’in aynı isimli  şiirini bestelemiş olan Ahmet Kaya, bu albümü ‘vazgeçilmezlerim’ dediği  Yusuf Hayaloğlu ve Osman İşmen’siz hazırlar ve bu arada 'Resitaller'  adını verdiği albümde canlı konser kayıtlarını toplar. 'İyimser Bir Gül'  adını taşıyan yedinci albümü, Türkiye doksanlı yıllara adımını atmış,  Ahmet Kaya gündemi ile ülke gündemi yine örtüşmüştür. Yeniden Yusuf  Hayaloğlu ve Osman İşmen’ le çalışmaya başlar. Albümün adı  'Başkaldırıyorum'dur. 
 
Olgunluk çağında ülkesinin içinde bulunduğu olumsuzluklara, mevcut  gidişata ve sistemin hoşnut olmadığı her yanına şarkılarla müdahale  etmeye çalışan bir 'muhalif'tir artık...
Başı, zaman zaman derde girer, birçok yerde konser verememenin yanı sıra  albümleri ‘sakıncalı’ bulunup kısmen de olsa toplatılır. Bu sürecin  şarkılarına yansıması kaçınılmazdır. Yeni albümün adı 'Başım Belada'dır o  yüzden. Ahmet Arif, Atilla İlhan ve Yusuf Hayaloğlu’nun şiirleri ve  şarkı sözleri Ahmet Kaya müziği ile biraraya gelir. Bu arada ağırlıkla  Türk Halk Müziği’nden örneklerin yer aldığı 'Resitaller 2' adlı albümü  yayınlanır.
 
Onuncu albümü 'Dokunma Yanarsın' ile birlikte hayatında bir takım  değişiklikler gündeme gelir. Bu yeni süreçte de milyonluk satışlara imza  atan Kaya, 1993’te onbirinci albümü 'Tedirgin'i çıkarır. Ertesi yıl  çıkardığı 'Şarkılarım Dağlara'da hemen hemen tüm şarkı sözlerinin altına  da imzasını atar. Albüm, 'Kum Gibi', 'Ağladıkça', 'Saza Niye Gelmedin'  gibi parçalarla satış rekorları kırarak Ahmet Kaya diskografisinde ayrı  bir yere sahip olur. Toplumsal-kültürel gelişmelerin getirdiği etkileri  üretkenliğe çeviren Ahmet Kaya, 1995 yılında onüçüncü albümü 'Beni Bul' u  çıkartır.
 
Sesinin rengini ve olgunluğunu günün teknik imkanlarıyla yeniden  deneyerek, ağırlıkla eski şarkıların yeni düzenledi. 1996 tarihli  'Yıldızlar ve Yakamoz' bu arada ortaya çıkar. Bunu, 1998 yılında Yusuf  Hayaloğlu ve Osman İşmen’den oluşan çekirdek kadroyla hazırladığı 'Dosta  Düşmana Karşı' izler.
 
'Gak Production' isimli bir yapım firması da kuran Kaya, Kent Ozanları  isimli çağdaş halk müziği yapan bir grup ve on yıldır asistanlığını  yapan Çetin Oraner’in albümlerine de yapımcı olarak imza atar.
 
Profesyonel süreci boyunca onun müziğine çeşitli isimler bulunmuşsa da  Ahmet Kaya, kendisini hep toplumcu-gerçekçi sanat kategorisinde  görmüştür. Dünyada ‘protest müzik’ olarak tanımlanan bu türün  ülkemizdeki önemli temsilcilerinden olan Ahmet Kaya’nın en belirgin ve  ayırdedici tarafı, müziğindeki geleneksel motiflerin ve ulusal kültür  değerlerinden yola çıkmasıdır. Toplumsal süreçten kopmammış, olmuştur.  Türkiye’nin siyasal ve toplumsal gidişatına paralel bir müzik seyri  izlemiştir. 
 
Türkiye'de her söylediği söz ve şarkısı olay olan Ahmet Kaya hakkında  birçok dava açıldı ve kendi deyimiyle emniyetler onun ikinci adresi  oldu. Bu baskılara rağmen Kaya, kimliğini hiçbir zaman inkar etmedi ve  mücadele etti. 
 
Kaya hakkında, yurtdışında verdiği konserlerde 'vatana ihanet'  suçlamasıyla 3 ayrı dava açıldı. Bu davalardan biri geçtiğimiz günlerde  sonuçlandı ve Kaya'nın 3 yıl 9 ay hapis cezası kesinleşti. Diğer iki  davada ise, duruşmalara katılmadığı ve ifade vermediği için Kaya  hakkında gıyabi tutuklama kararı verildi. 
 
Kaya'nın çıkardığı kasetlerin bazılarının isimleri şöyle:
"ağlama bebeğim, tedirgin, acılara tutunmak, şafak türküsü, an gelir,  yorgun demokrat, başkaldırıyorum, dokunma yanarsın, adı bahtiyar, başım  belada, şarkılarım dağlara, yıldızlar ve yakamoz, beni bul ve dosta  düşmana karşı."
1980’lerde Nevzat Çelik'in ”Penceresiz kaldım anne / Saçlarına yıldız  düşmüş, koparma anne” 'Şafak Türküsü' şiirini türküleştirerek patlama  yaptı A. Kaya. Karyerinde “Ağladıkça” isimli türkünün büyük bir yeri  oldu. Aram Dinkjian’ın bestelediği bu türkü, sanatçıya sağ veya sol  görüşlü farketmeksizin milyonlarca dinleyici kazandırdı. Kaya, son  olarak Gazeteciler Derneği’nde yaptığı konuşmada “Kürtçe bir klip çekmek  istiyorum ve bunu yayımlayacak bir televizyon kanalı arıyorum” deyince  İkitelli medyanın hışmına uğradı ve yüzünden Fransa’ya gitmişti. 
16 Kasım günü sabah saat altıda topragından uzakt kalp krizi geçirip öldü. 
O Paris Komünarlarıyla Pere Lachais mezarlıgında yatarken bize duruşu ve sesi kaldı.

 
Geri
Üst Alt