Ride The Lightning - MetallicA

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan Alpereks
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Konu Yazar

Alpereks

Well-Known Member
Emektar
May
972
79
Eski çağlarda çok değişik dini ritüellerin olduğunu bilinmekte. Bunlardan çoğusu "tanrının görevlendirdiği kral" anlayışının olduğu yerleşim bölgelerinde mevcuttur. Zamanında önem verilen ritüellerden en önemlileri "suç" sonunda uygulanan "cezalardır". Yani ölüm cezaları !

Fransız usulü idam , yüksekten düşen keskin ve ağır metal parçası kafayı boyundan ayıran ; Mısır usulü ; sandalyeye oturtulup kafaya taç takılan idam gibi. Bunlardan ikincisi çok daha sonraların toplumlarına da girmiş ve hukuk alanında kullanılmıştır. Bahsini ettiğimiz şey, bir sembol olarak çok eski çağlarda yapılan, buna rağmen daha acımasız ve daha katı hale getirilen elektrikli sandalye materyalidir !

Çok uzak değil yakın geçmişte uygulanan bu idam çeşidi, sapık inanışların, ilkel çağların katı ve anlamsız ritüelinden doğan, oldukça tartışmalı bir idam çeşidi idi. Nihayetinde kaldırıldı. Ardında çok farklı toplum yapıları bırakarak.

Nitekim gelişen dünyada değişen suç çeşitleri insanların sabır ya da ahlak dirençlerini kırmış, onları çok uç, çok değişik ya da çok normal arayışlar içine sokmuştur. Toplumların sosyal çevrelerini, ailelerin ya da daha büyük topluluk çeşitlerinin suç ve ceza hakkındaki düşüncelerini büyük ölçüde etkilemiştir.

Bir adam neden elektrikli sandalyede cezalandırılır ? Zamanın bu sorusu çok sonraları bu uygulama kalktığında "cezalar neden yetersiz ?" sorularına dönüştü. Akıllara çok eski çağların ceza yöntemleri bile geldi. Sonuçta bu ceza türü insanın bilinçaltına yerleşti ve çözümü olmayan sorunlarda ortaya çıkıverdi ! Toplumu bıktıran suçlar sonucunda insanların içlerindeki bitmek bilmeyen nefret kasırgaları , cezaların hep daha katılarını sürükledi sosyal çevrelerine ! Daha kötüsünü yapacaksın ki bir daha işlenmesin mantığı, elektrikli sandalyeye oturtacaksın deyimi, çok öncelerin uygulamaya soktuğu bu elektrikli sandalye idamının insanlar üzerinde bıraktığı olumsuz psikolojik etkilerinden birisidir.


Burada tartışılması gereken hangi suça hangi etik değere göre ceza verilmesi konusu değildir. Burada tartışılması gereken bir insanın ölümüne karar verip vermeme ve bunun yöntemlerini koyup koymama yetkisini hangi anayasa ya da ritüellerin verip vermediği konusudur. İşte tam bu noktaya 80'lerde ortaya çıkıvermiş ve thrash metal adını bir hizaya sokmuş, adına tanımlamalar getirmiş bir grup değiniyor. Nitekim bahsini ettiğimiz grup hiç şüphesiz bir kilometre taşı Metallica'dır !


Ride The Lightning, bizim dilimizde Şimşeği Sürmek, Şimşeğe Binmek, Metallica'nın ikinci ve bana göre en büyük şaheseridir.


1411812wf2.jpg


İçeriği baştan aşağı "ölüm" temalı olan bu albüm, grubun saldırgan ve sivri dilli yapısını Kill'em All'dan sonra çok daha farklı boyutlarda göstermiştir.

Çok farklı konuları ortak temada toplama yeteneği, James'in en iyi ve en önemli yeteneklerindendir. O'nun şarkı sözü yazarlığındaki ustalığı tartışılmaz bir gerçek. RTL bu noktada O'nun bana göre en büyük eseri !


Ride The Ligthning, konumu ve duruşu açısından heavy metal'e çok daha saldırgan bir yapı getirerek, KEA'da başlayan bu kamçı darbelerini çok daha sesli bir hale getirerek, çıktığı dönemin ve camianın en önemli albümü haline gelmiştir.


Tüm albümün oluşumu ve gelişim tarzı hiç şüphesiz elemanların hayatları ve fikir sistemleri ile orantılı idi. İçeriğin böyle katı bir hale gelmesinde etken olan "dönemin şartları" unsurun yanı sıra, elemanlarının olgunlaşması, KEA gibi bir süper gelişim döneminin yaşanması ve geçmişleri ile gelecekleri arasında bağlantılar kurup planlar yapmaya başlamaları da çok büyük rol oynayan unsurlardandır. Çünkü RTL parça sözleri olarak hem çok didaktik, hem çok saldırgan, hem biraz da dışa açık. Tüm bunların piyasaya müthiş bir giriş yapmış bir grup insanın hayatları ile orantılı olması herşeyi daha anlaşılır hale getirir. Nihayetinde grup KEA dönemini çok büyük bir başarı ve çok büyük risklerle geçirmiştir. Ancak başarının yadsınamaz bir emek ile elde edilmesi grubun en büyük artısı ve kamçısı olmuştur. Bu emek kendilerini daha ileriye sürüklemiş ve ortaya adına tanımlamalar getiremeyeceğiz derecede güzide bir albüm çıkarmıştır.



Ride The Lightning, Metallica'nın ikinci sütdyo albümüdür. Parçaların çoğunda KEA döneminden Dave Mustaine'ın katkısı büyüktür. Ancak yazılan besteleri Exodus'tan gelen Kirk Hammett çalmıştır.


Genel havaya baktığımızda oldukça karanlık, oldukça koyu ve oldukça eleştirel bir albümdür RTL. Ölüm, politika ve ruhsal durum bu albümün içerik tanımı için kesinlikle doğru kelimelerdir.


Yapı açısından ele aldığımızda Metallica'nın bazı ilginç özelliklerinin başladığı ilk albümdür diyebiliriz.

Yavaş başlayan ilk parça ! [Blackened, Battery gibi]

Adını albüme veren ikinci parça ! [MOP, AJFA gibi]

Ensturmental !

Maiden tarzı enstrumental ! [Yavaş başlayıp tempolu biten]

Sözlerin didaktik ve dışa açık olması [Daha sonraları tam aksi yaşanıyor grupta]

Ve daha birçokları.

Daha önemlisi RTL'nin bir bütün olarak ele alındığında çok daha üst seviyede bir albüm olmasıdır. MOP'a göre çok daha hızlı ve sert, KEA'ya göre çok daha oturaklı ve olgun ! Hepsini bir kenara bırakıp daha ileriye gidersek, AJFA ile yarışabilecek birçok ortak noktası olduğunu da söylemek mümkün.


Albümün ikinci sırada yer alması ilk başlarda önemli gibi görülmeyebilir. Ancak başarı ve gelişim grafiği çok sıcak noktalarda gezinen bir grup iseler bunları tamamıyle ele almak zorundayız demektir. Çünkü yapı olarak ne KEA ne de MOP RTL ile tıpa tıp aynı konumda. RTL öyle bir konumdaki , KEA'da yapılamayanları, MOP'a yapılacakları göstermiştir.

Nitekim Cliff'in babasının RTL'den sonra bundan daha iyi bir albüm yapıp yapamayacakları konusundaki endişeleri, MOP'un RTL'nin bir tamamlayıcısı olduğunu kanıtlar. Evet RTL yapıldı ve şaheser haline geldi. Ancak dahası MOP'ta yapılacaktı. Çok dahası AJFA'da. Bu da bu albümlerin birbirileri ile olan ilişkilerini, birbirleri ile olan etkileşimlerini gerçek kılmaktadır. Birçok grupta vardır, birçoğunda yoktur. Birçoğunda çok uç noktadadır. Metallica'da ise şaşırtıcı boyutlardadır.


Albümün ilk parçası Fight Fire With Fire, KEA'dan sonra söylemek istedikleri ne kadar çok şey olduğunu gösteren kanıtlardan birisidir.

Sana davrandıkları şekilde davran insanlara
Ama nereye doğru gidiyor bu dünya ?


Bu sözler albümün üslubunu, içeriğini daha ilk parçadan anlatıyor kitlelere. İnsanlık kafayı mı yemiş ? Yoksa bir son mu hazırlanmış bizim gittiğimiz ? Kana kan dişe diş derler. Ya da güce güç. Mecbur bırakılan insanlar. Ya da çaresizce kabul edilen maço tavırlar.


Evreni patlat hiçliğe karışsın
Nükleer savaş bizi uykuya yatıracak sonunda



Direk şahsa, direk kuruma ya da zihniyete gönderme olduğunun cümleleridir bunlar. Nitekim sokaktan gelmiş bir adamın sözleri bunlar ! Sokağın görüntüsünü benimsemiş ,içine işlemiş bir adamdan ! Öyle ki gerçeklerin farkında olan, sorgulayan ve soran. Bilen, gören ve eleştiren ! Kabullenmişliğin içte bıraktığı öfkeyi kusan !



Ateşe ateşle karşılık ver
Son yakındır
Ateşe ateşle karşılık ver
Korkudan çıldırarak



Hayatta kalma mücadelesinin kanun sayıldığı bir dünyada yapabileceğin tek ve en önemli şeydir belki de ggüçlü olmak. Acıma, acındırma ! Yaşamak için kendi savaşını ver. Zor da olsa, korku dolu da olsa ! Ateşe ateşle karşılık ver, mecburi de olsa ...


Umudunu kaybetme ama gerçeği de gizleme :

Hepimiz öleceğiz


Zaman bir dinamit fitili gibi, kısa ve hızla yanıyor
Armegeddon çıkageldi, tıpkı geçmişte söylendiği gibi



İnsanlık çıldırmış ya da çıldırmaktan zevk alıyor. Zaman, hafife alınmaması gerekn bir canavar iken, kehanetlerle büyüyüp korku ile dolmak ! Ölüm meleği ya da varlığı. Kaçınılmaz olan dönemin kötülükleri ve adına verdiğimiz korkutucu tanımlamalardır. Armageddon çıkageldi geçmişte söylendiği gibi !


Yakında ölümün sıcak rüzgarları dolduracak ciğerlerimizi
Tanrılar gülüyorlar, al sende son nefesini



Savaş alanındasın. Gücün silahın, akln siperlerin. Savaş alanı ! Tanrılar ya da tanrı diye dikte edilenler ! Kavramlar ya da tehlikeli ritüeller ! Ölmeden önce iz bırak, ya da al son nefesini...


Ateşe ateşle karşılık ver


Böylesine karamsar, böylesine ürkek bir o kadar da saldırgan, bilinçli bir tavır ile yazılmış mükemmel bir parçadır Fight Fire With Fire. Her türlü vahşi duyguyu dışarı attığın bir önceki albümden hemen sonra çok daha politik ve çok daha protest bir yapıda bir albüm için mükemmel bir başlangıç.

Parçanın dört nala koşan davul tarzı, aşırı hızlı soloları ve çok daha yırtıcı vokal sesi ile bitmek bilmeyen bir enerjinin verdiği güç ile devamlı tempolu bir şekilde ilerleyen ve sonunda albümün konseptine ve adını da aldığı parçaya büyük gönderme yapan yıldırım sesleri eşliğinde kafaları patlatan müthiş bir parça !


Hemen ardından yıldırımların devam ettiği ve bir süre sonra bittiği, ancak nefretin ve kinin durmadığı, bitmediği bir parça olan Ride The Ligthning iniyor yeryüzüne ! Thrash Metal'deki saldırganlık tohumlarının KEA'da atıldığı RTL'de devam ettirildiği gerçeğinin delili olan Ride The Lightning !


Tüm o başta bahsini ettiğim durumların düşünüldüğü ve eleştirildiği bir parça ile karşı karşıyayız. Sapık ritüellerden, acımasız anlayışlardan doğan ve insanlığı her çağda etkileyen ceza yöntemlerinin en kötülerinden biri olan elektrikli sandalyede oturmuş, ölümün bekleyen bir adamın trajik haykırışları ve bitmek bilmeyen nefret nidaları ile çaresiz yakarışlarının harmanlandığı, James'in o üstün yorum yeteneği ile tüyleri diken diken eden, o sandalyede sanki sen oturuyormuşsun ve sen çığlıklar atıyormuşsun gibi hissettiren muhteşem ötesi parça ile karşı karşıyayız.


Suçlu bulundum
Ama lanet olsun, dogru değil bu
Beni kontrol eden başka biri var



Cezaları çekersin. Ama bu farklı ! Bu vicdanın ve ahlakın uç noktalara çekilip öyle karar verilen bir dünyanın getirisi ! Beni kontrol eden hukuk kuralları mı yoksa vahşileşmiş insan duyguları mı ? Gerçek nedir ?


Havada ölüm
Elektrikli sandalyeye bağlandım
Bu benim başıma geliyor olmaz



Çaresizce yakarışlar. Hayıflanmalar ve korku dolu sözler...


Kim tanrı kıldı ki seni
"Yaşamını senden alacağım!!" diyebiliyorsun



Henüz pes etmiş değil ! Ardından gelen bu müthiş haykırış ? Bu dillere destan satırlar ! Bu herşeyi anlatan cümle ! Bu müthiş tohum ve adına getirebileceğiniz bu tahmin edilemez tanımlamalar...


Gözlerimin önünde parıltı
Şimdi ölme zamanı
Beynimin içinde yanan
Alevi hissedebiliyorum[



Az sonra başına geleceklerin ön provası, zihinde yaşanan, çekilen ceza. Korku aklın katilidir...


60591574hg0.jpg



İşareti bekle
Ölüm işaretini
Sonun başlangıcı bu


Gardiyanlar her iki yanında. Eller kumanda düğmesinde. Tek bir işaretle kızaracaksın ! Ölüm gelecek, sonun başlangıcı...


Ter, dondurucu soğuk
Ölümün sergilenişini izlerken
Bilinç benim tek dostum



Korku aklın katilidir dedik. Onunla savaşan ve olması en gerekli şey ; bilinç. Ölüm terleri döken, ölümün hazırlanışı, kafaya geçirilen ıslak bez, elektriği, o ölüm aracını beyninden ayağındaki tüm sinirlere kadar iletecek o sıvı ve soğuk bez ! İç donduran, kan donduran sergi !


Parmaklarım korkuyla kavrıyor
Ne işim var beim burada?



Çaresizce yakarışlar.Hayıflanmalar ve korku dolu sözler...


Birileri bana yardım etsin
Ah tanrım n'olur yardım et bana
Her şeyimi almaya çalışıyorlar
Ölmek istemiyorum




Çaresizce yakarışlar. Korku dolu sözler...


Zaman yavaş ilerliyor
Dakikalar saatler gibi geliyor
Son perdenin çağrısını görüyorum



Çoktan kırılan umudun sözleri. Çaresizliğin, yalvarmaların sözleri. Son anlar, son düşünüşler. Bitmek bilmeyen bekleyiş...


Bunun ne kadarı doğru?
Bir an önce bitirn bari
Eğer bu doğruysa, öyle olsun



Sona yaklaşan, kabul eden, cezalandırılan ya da kurban edilen ! ....


Gözlerimin önünde parıltı
Şimdi ölme zamanı
Beynimin içinde yanan
Alevi hissedebiliyorum




Ve büyük şok. Büyük sürpriz ! Parçanın en büyük en can alıcı kısmı !



Korkunç çığlıkla uyanıyorum
Bu korkutucu düşten kurtuluyorum




Böylesine tüyler ürpertici bir hikayenin bir gerçeğin işlendiği sound u soloları riff leri davulları ve vokalleri ile, yırtıcı bass ve geri vokal performansları ile, yer yer insanı alıp götüren manalı soloları ile. Herşeyi ile Ride The Lightning Metallica'nın bu dünyaya bırakmış olduğu nadide eserlerden birisidir...


Ölüm, şekil değiştirerek, üslup ve yöntem değiştirerek devam eder Metallica RTL lirizm dünyasında. Yeni adresi dönemin İspanyasıdır.


59245996kc5.jpg



İç çatışmalar, gerilla savaşları ya da ekonomik krizden gelen toplumsal bunalımlar. Her türlü çıkan kaos, anarşizm. Beraberinde gelen umutsuzluk ve karamsarlık. Kara bulutlar ve kara şans. Beli doğrulamayan insan huzurunun uğradığı bir başka durak. Çanlar Kimin İçin Çalıyor bu dünyada ? Bırak tüm bu kavgayı ve sese kulak ver. Bu çanlar nedir ve kimin için çalıyor ? Anla ve yorumla. Tepede kavgasını yapıyor günün erken saatlerinde. İçinin derinliklerinde sürekli dondurucu bir soğuk var. Patlıyor silahlar, ileri dogru koşuyorlar sonsuz grilikte. Savaşmayı sürdürüyorlar, çünkü haklılar. Evet, ama kim karar veriyor buna ? Bir tepe için insanlar birbirini öldürebilirler, niçin? Bilmiyorlar. Katlanılan yaralar gurularını sınamadan geçiriyor. Beş adam, şiddetlenen parıltının ortasında hala yaşıyorlar. Kesinlikle bildikleri acı yüzünden akıllarını yitirmişler...



Hemen ardından hüzün kapladığı bir albüme dönüşüveriyor albüm. İçsel bunalımların baş gösterdiği ve ne istediğini bilmeyen, istediğine istediğini veren, savaşmaktan bıkmış ya da savaşmayı hayatına normal dengede endekslemiş, karamsar ama bir o kadar umut verici bir havanın yaşatıldığı Fade To Black ile devam ediyor albüm. Gerçekten de siyaha soluyor, siyaha bürünüyor tüm umutlar. Tüm vaatler ya da tüm planlar. Yolunda gitmeyen işler, insana sıkıntı veren etmenler. Hep daha fazlasını isteyen ya da elindekileri kaybetmek istemeyen insanın üzüntüsü ve telaşı. Siyaha soluyor her yerde umutlar. Siyaha bürünüyor her yerde insanlar...Yaşam olup yok olacak görünüşe bakılırsa. Her gün sürükleniyorum daha uzaklara. Kendi içimde kayboluyorum .Hiçbir seyin önemi yok başka hiç kimsenin...



Fade To Black ile gelen o karamsar hava, o içe kapanıklık, o acizce söylemler , Buzun Altında Kısılı Kalan bir adamın feryatları ve sözlerine dönüşüveriyor hemen sonrasında.


Bu cehenneme nasıl katlanmalı bilmiyorum
Uyandım, hala bu kabuğun içinde kısılıyım
Donmuş ruh, iliklerime kadar dondum
Buzu kırın, artık dayanamıyorum



Hergün olasılıklar ve tahminler. Gelecek için planlar ve programlar. Kalıplar ya da bağnaz kavramlar. Hep aynı gün, hep aynı yaşantının geçtiği gün. Değişim ya da ilerleme kaydedilmeyen kısır, buzul, soğuk bir dünya ! Buzu kırıp gitmek mi öteye, altında kısılı kalıp donmak ve dönmek mi boşluğa ?


Donuyorum
Hiç kıpırdayamıyorum
Haykırıyorum
Kendi sesimi duyamıyorum
Ölyorum yaşamak için
Sesleniyorum
Buzun altında kısılı kaldım



Öfke ve acı dolu sözler. Biçare yakarışlar. İleriye, daha ileriye götür ruhları, ya da kapalı kal kalıpların ardında...


Billurlaştım, burada uzanıp dinlenirken
Camdan gözler ölüme bakıyor
Derin uykudan uyandım
Kİmse bilmiyor, kimse işitmiyor söylediklerimi



Ölümün şekil değiştirilmiş hali devam edegeliyor RTL lirizminde, Trapped Under Ice parçasında, Metallica dünyasında. Ölü bir adamın mı yaşadığı yeni dünya, ölmekte olan bir adamın mı ölüm sandığı bu dünya ? Kimse işitmiyor, her türlü. Derin uykudan uyanmak mı ölüm ? Ölümden sonra uyanmak mı derin uyku kavramı ?


Ruhumdan gelen haykırış
Kader, hayretler içindeyim
Cehennem, sonsuza dek



Ya da sona gelen bir adam. Sonunu bilen ya da gören adam. Ya da yaşayan adam...


Soğutulmuş halimden kurtuluş yok
Nedir bu? Kaderin sillesini yedim
Sıkıca bağlanmışım, hareket edemiyorum, kurtulamıyorum
Felaketin eli sıkıca kavramış beni



Ölüm, ecel ya da ölü hayatı. Her ne denirse. Nedir peki bu ? bağnazlığın hapishanesi mi ? Ölüm sayılabilecek kölelik mi ? Kalıplar arasına sıkışmış özgür ruhun haykırışları mı ? Her türlü ölümdür bu. Her türlü buzullara sıkışmak, orada ölmek. Özgürlüğün ya da elinden aldığında tadı olmayacak her türlü kavramın ölümü...


Donuyorum
Hiç kıpırdayamıyorum
Haykırıyorum
Kendi sesimi duyamıyorum
Ölyorum yaşamak için
Sesleniyorum
Buzun altında kısılı kaldım




Albüm tüm bu sözlerle insanı sıra sıra öyle bir yerlere çekiyor ki , bitmek bilmeyen bu haykırışlar hemen ardından gelen Kaçış ile devam ediyor. Dünyadan kaçış, kendi dünyandan kaçış ya da anlamsızlığın dünyasından.

Yanlışlığın, kötülüğün, bağnazlığını, cehaletin ve basma kalıpların dünyasından kaçış. Kendi tarzında yaşamak için kaçış. Yaşamı kendi tarzında yaşamak olarak gördüğün için kaçış.


Dayatmalardan kaçış. Zihin tecavüzlerinden kaçış.


Onların söylediklerine ihtiyacın olmadığı için kaçış. Sistemin baltalarını kafana yememek için kaçış. Düzensiz kalp atışlarının, anlamsız beyin dalgalarının, çaresiz insan yığıntılarının ve her türlü bozukluğun pençesinden kaçış.


Sözde standartların beyne doldurulduğu bir dünyadan kaçış. Ne yapılacağını dayatan bir dünyadan kaçış. Köleliğe, özgürlüğü elinden alacak zincirlere boyun eğmediğin için kaçış.

Yaşamı kendi tarzında yaşamak istediğin için kaçış.

Yaşam benim içindir, kendi tarzımda yaşamak için

dediğin için Kaçış...


Bütün bu iç karartan, bütün bu psikolojik bunalımlar yaratabilen, bütün bu gerçekliğin çıplaklığını gözleer önüne seren parçaların devamında yine elbise değiştiren ölüm, yine büyük bir nefret kasırgası ile bu kez dini sömürülerin olduğuna inandıkları bir döneme götürüyor elemanları.

10 Emir ya da onlara göre 10 saçmalık...İşte bu noktada oluşuverdi Sürüne Ölüm, Creeping Death...

Hiç şüphesiz bir Metallica klasiği. Hiç şüphesiz bir thrash metal marşı. Konserlerin vazgeçilmezi, kitleyi grupla bütünleştiren parça !


Eski Mısır'da veba salgını ! Ya da Firavun'un dikte ettiği kanunların yaşamlara olan etkileri ! Köleler, Musa, Firavun ve Mısır ...




Köleler
İbraniler hizmet etmek için doğmuşlar, firavuna
Kulak kabartıyorlar her sözüne, korku içinde yaşıyorlar
İnanç
Bilinmeyen kişiye
Bekle
Bir şeyler yapılmalı



Birşeyler yapılmalı ve yapılacak da. İnanç emperyalizmi. Diktatörlük. Tek elle yapılmış cinayetin her türlüsü...

Sürünen ölüm, Mısır'dan çıkmak isteyen Musa ve O'na inananlarına verilen cezayı ve bu ceza sonucunda Musa'nın söylediklerini ele alan tüyler ürpertici bir hikayeden doğdu. Aslına bakılırsa 10 Emir'le ilgisi kurulduğunda değişik hikayeler ve bilgilere de uzanabilecek bu parça temelde yanlışlığın örtbaz edilmeye çalışılması ve karşısında savaş veren bir karşıt görüşün olmasını ele alır. Musa Firavun'dan köleleri serbest bırakmasını söyler ama cevap alamaz. Bunun üzerine ilahi güçlerle tehditler gelir ya da yaptırımlar. Ya da ahikayenin başka açılardan yakalanmış versiyonları. Sonuçta Creeping Death müthiş bir eleştri içeriğine ve korkunç bir tarihe yolculuk ettirir insanları.



66071687er5.jpg






Benim elimde öl
Ülke boyunca sürünüyorum
İlk doğan erkeği öldürerek
Benim elimde öl
Ülke boyunca sürünüyorum
İlk doğan erkeği öldürerek




Veba ya da Musa'nın Firavun'a karşı verdiği savaşın yöntemleri. Hikayeyi bütünleştirici özelliklerin hpeisin toplayın ve adresiniz Creeping Death' çıksın !


Ben
Geceyarısı havasını yönetiyorum yok edici
Doğmuş
Kısa zamanda orda olacağım, ölümcül kitle
Ben
Merdivenlerde ve döşemede sürünüyorum en son karanlık
Kan
Kuzuların kanıyla boyanmış kapı, geçeceğim



Firavun'un monarşisine karşı Musa ve inananları tanrıya kuzu (bir başka rivayete göre keçi) kurban edip kanıyla evlerin kapılarını işaretlerler. İşaretlenmeyen evlerde doğacak ilk erkek çocuk tanrının adı ile alıkonulur. Buna karşı zaten Firavun köleleri bırakmaya karar verir ancak göç sırasında (kimisine göre Firavun'un kararından sonra bile bile topluluğu göçe zorlama, ölüme gönderme) Kızıl Deniz'e pusu kurar ve hikaye devam eder.





Temelde elemanların 10 Emir filminden etkilendiklerine bakacak olursak, filmde geçen Firavun'un kanun hükmündeki kararnameleri "yapılsın, yazılsın" tarzında geçmektedir. Metallica'nın da bunu Creep'e eklemesinden, filmden ve hikayeden ne kadar etkilendiğini anlayabiliriz.




4233sx9.jpg





Yazılsın öyleyse
Yapılsın öyleyse
Seçilmiş kişi tarafından gönderildim buraya
Yazılsın öyleyse
Yapılsın öyleyse
Firavunun ilk doğan oğlunu öldürmeye
Ben sürünen ölümüm






Ölümün RTL albümünde şekilden şekile girdiği bu parçalar hengamesinin son durağında bulunur Creepingg Death. Hemen ardından H.P. Lovercraft adlı ünlü gotik yazarın eserinden etkileşim yaşanan, Metallica dünyasının sözler dışında da manidar ve etkileyici olduğunu kanıtlayan The Call Of The Ktulu, kulaklardan girip tüm ruhu esareti altına alır ve albüm son bulur.


Ride The Lightning kesinlikle içeriği ve duruşu ile zamanının en cüretkar albümlerinden birisidir. En kararlı ve insanları en düşünmeye ve araştırmaya iten albümlerden birisi. Metallica'nın bana göre çıkarmış olduğu en güzel ve harika konseptli, konuyu tüm albüme yaymacı tavrında olduğu albümüdür. Bütün özellikleri ile bir thrash metal resitalidir. Bir şaheser ve sanat eseri...Karamsarlığın, umutsuzluğun, cesaretin, onurun, adaletin ve eleştrinin bir arada olduğu zengin mi zengin içeriğe sahip bir albüm...

Diğer thrash albümleri ile kıyaslandığında AJFA'dan sonra KEA'dan ve MOP'tan önce gelen bir albümdür bana göre iyilik bazında.
________

Notlar :

Bass gitar Cliff Burton tarafından çalınmıştır.

Fade To Black : Grubun bir turne sırasında ekipmanlarının çalınması üzerine yazılmıştır.

Bazı besteler Dave Mustaine'e aittir. Bütün soloları Kirk Hammett çalmıştır.


For Whom The Bell Tolls ve Creeping Death Metallica'nın konser klasikleri haline gelmiştir.
 
Geri
Üst Alt