уαq1тσ'ηυη кιşιѕєℓ ѕαуƒαѕı | iZmiR HakkInda HerŞey |

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan yagito
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Konu Yazar

yagito

Yeni CüCüK
Tem
97
2



b-255610-fdf.gif


b-256162-cizgi.gif


İzmiR İzmir Güzel İzmir

Öncelikle Size Biraz Eski İzmirden ve İzmirin Tarihinde Bahsediyim Sonra Bugunkü Haline Göz Atarız...


Neolitik-Tunç Çağları ( M.Ö. 6500-1050)

Kod:
En eski İzmir'in yerleşimi Bornova ilçesindeki Yeşilova Höyüğü'nde 2005 yılında yapılan kazılarda keşfedilmiş, İzmir kenti tarihinde bilinenden 3 bin yıldan daha eskiye M.Ö. 6500 yıllarına kadar gidilmiştir.Yeşilova buluntuları İzmir'deki ilk yerleşimin Neolitik Çağda Bornova Ovası'nda başladığını , yerleşim sayısının Kalkolitik ve Tunç Çağlar süresince artarak devam ettiğini göstermiştir. Symrna kazılarından elde edilen bilgiler ışığında Tunç Çağ evlerini höyüğün en üst düzeyinde denizden 3 ile 5 metre yukarıdaki kayalar üzerine oturtmuşlardır. Bu yerleşme Eski Tunç Çağı dönemine aittir. Bulunan çanak ve çömlekler Troya dönemi ve kültürüyle (M.Ö.3000-2500) benzerlikler göstermektedir. Birinci yerleşim tabakasının üstünde Orta Tunç Çağı dönemi yer alıyordu. Burada bulunan keramik eserler Troya II kentinde ortaya konulan sanatsal eserlerle hemen hemen özdeştir (M.Ö. 2500-2000). Üçüncü yerleşme katı Troya VI ve Hitit dönemi ile çağdaştır (M.Ö.1800-1ü50). Bu katta elde edilen büyük ve sağlam bir vazo, Afyon ve Uşak kentlerinin güneyindeki Beyce Sultan kazılarında elde edilen kapların çeşidindendir. Ayrıca birçok kap biçimi Orta Anadolu ile olduğu ölçüde Troya VI kap kaçağı ile de benzerlikler taşımaktadır. Bundan başka yine Troya VI'da gün ışığına çıkan `Minyas' tipi vazolar Bayraklı'da da ele geçmiş, bir de 4-5 Myken seramik parçasına rastlanmıştır. Açılan sondajlar küçük olduğundan evler hakkında geniş bilgi elde edilememiştir. Tunç Çağı'nda İzmir `de yaşayan yerli halkın dili konusunda herhangi bir fikir elde edilmesi mümkün olmamıştır. `Minyas' türü keramiğin ele geçmesi birçok Anadolu kentinde olduğu gibi, burada da 2. Binde Akalılâra (Achaioi: Myken) ait bir ticaret kolonisinin bulunduğuna ilişkin ipuçları verebilir.

Demir Çağı

Kod:
Hititler Çağı'nda {M,Ö. 1800-1200) Anadolu'da yazı kullanılıyordu ve bundan ötürü o dönemde tarih çağına ulaşılmış bulunuluyordu. Ancak M.Ö. 1200'lerde Troya Vll ve Hitit başkenti Hattuşaş'ın Balkanlardan gelen kavimlerce yıkılmasından sonra Orta ve Batı Anadolu yeniden yazısız ve karanlık bir çağa, Demir Çağı'na girdi. Demir Çağı, Anadolu'da yazının yeniden kullanılması ile Frigya Krallığı'nda M.Ö.730, geri kalan Orta ve Batı Anadolu'da ise M.Ö. 650 yıllarına kadar sürmüştür,

Kazılarda fazla miktarda çıkarılan keramik ürünlerden anlaşıldığına göre, Demir Çağı boyunca Eski İzmir'de Hellas'tan göç eden, Aiolller ve İonlar yaşıyordu. Yarımadada yerli halkın yaşadığına dair herhangi bir bulguya ise rastlanmamıştır. Bayraklı Höyüğü'nün M.Ö. 1050 yıllarında kurulmaya başlayan yerleşmesinin Hellas kökenli olduğu anlaşılmaktadır.

400 yıl devam eden bu ilkel dönem boyunca başlıca beş yerleşme katı saptanmıştır. Bunlar :

I. Aiol yerleşmesi (M.Ö. 1050-M.Ö.1000)
II. Erken, Orta ve Geç Protogeometrik yerleşme (M.Ö. 1000-M.Ö. 875)
III. Erken ve Orta Geometrik yerleşme (M.Ö. 875- M.Ö. 750)
IV. Geç Geometrik yerleşme (M.Ö. 750-M.Ö. 675)
V. Subgeometrik yerleşme (M.Ö. 675-M.Ö. 650)


Söz konusu beş tabaka denizden 6,40 metre yükseklikte başlamakta ve 9,50 metrede son bularak 3 metre kalınlığında bir tabaka oluşturmaktadır. Kazılarda elde edilen Aiol keramiği Submyken orijinlidir. Protogeometrik ve Geometrik stildeki kap-kaçak ise genelde Attika vazoculuğunun bir devamıdır diyebiliriz.

Demir Çağı boyunca İzmir evleri, büyüklü küçüklü tek odalı yapılardan oluşmakta idi. Gün yüzüne çıkarılan en eski ev M.Ö. 925 ile M.Ö. 900'e tarihlenmektedir. İyi korunmuş halde ortaya çıkarılan bu tek odalı evin (2,45 x 4 m.) duvarları kerpiçten, damı ise sazdan yapılmıştı. Erken Geometrik dönemden itibaren (M.Ö. 875'ler) bu tek odalı evler at nalı biçimli bir avlunun üç bir yanını çevirmekte idiler.

Eski İzmir'liler kentlerini M.Ö. 850'lerde kerpiçten yapılmış kalın bir surla korumaya başladılar. Bu tarihten itibaren Eski İzmir'in bir kent devlet kimliği kazanmış olduğu söylenebilir. Kenti 'Basileus' adı verilen bir beyin idare ettiği olasıdır. Göçleri gerçekleştirenler ve kent ileri gelenleri soylu tabakayı oluşturuyordu. Kent duvarları içinde yaşayan nüfus olasılıkla bin kişi civarındaydı. Geç Geometrik ve Subgeometrik seramikle açıklanan dönemde (M.Ö.750-650) ise yarımadanın nüfusu daha kalabalık olup belki de 1500 kişiyi aşıyordu. Kent devlete ait halkın büyük bir bölümü civar köylerde yaşıyordu. Bu köylerde, bu çağdaki Eski İzmir'in tarlaları, zeytin ağaçları, bağları, çömlekçi ve taşçı işlikleri yer alıyordu. Geçimi tarım ve balıkçılıkla sağlanıyordu.

Kentin en önemli kutsal yapısı Athena Tapınağı idi. Bu tapınağın günümüze değin korunan en eski kalıntısı M.Ö. 725-700 yılları arasına tarihlenmektedir. Daha önceki dört dönemde (M.Ö. 1050- 750), büyük bit olasılıkla yine Tanrıça Athena'ya tapınılıyordu, ancak o tarihlerde kadın tanrıçanın heykeli herhalde küçük bir niş (naiskos) içinde bulunuyordu. Bilindiği gibi Homeros'un destanı İlias, Aiol ve İon lehçelerinin karışık olduğu bir dille yazılmıştır. Bu nedenle dünya tarihinin bu çok önemli destansı yapıtı büyük olasılıkla bu iki lehçenin konuşulduğu sınır bölgesi olan İzmir'de oluşturulmuştur. Nitekim Hellenistik dönem İzmirlileri Homeros için 'Homeraion' adlı bir yapı inşa etmişlerdir.

Parlak Dönem (M.Ö. 650-545)

Kod:
Eski İzmir'in parlak dönemi M.Ö. 650-545 yılları arasına denk düşer. Yaklaşık yüz yıl süren bu süre, bütün İyon uygarlığının en güçlü dönemini oluşturur. Bu dönemde Miletos'un liderliğinde Mısır'da, Suriye ve Lübnan'ın Batı kıyılarında, Propontis'te (Marmara Bölgesi), Pontus'ta (Karadeniz) koloniler kurulur ve Doğu Hellen dünyası kıta Yunanistan ile rekabet ederek birçok alanda ve konuda onun yerini almaya başlamıştır. Bu dönemde İzmir'in tarımcılıkla yetinmeyip Akdeniz ticaretine de ortak olduğunu görmekteyiz. Bu dönem katlarında bulunan Fenike kökenli eserler, Kıbrıs kökenli heykel ve heykelcikler, Ön Asya ya da Akdeniz orijinli fayans figürcükler bu uluslararası ticaretin günümüze kalmış eserleridir.

Parlak dönemin İzmir'deki önemli belirtilerinden biri M.Ö. 650'den beri yazının yaygınlaşmaya başlamasıdır. Kadın tanrıça Athena'ya sunulan armağanların birçoğunda sunu yazıtları bulunmaktadır. Kent halkının sayısı fazla olmasa da bir bölümü okuryazardır. Kazılarda ortaya çıkarılan Athena Tapınağı (M.Ö. 640-580), Doğu Hellen dünyasının en eski mimarlık eseridir. En eski ve en güzel sütun başlıkları şu ana kadar İzmir'de bulunmuştur. Samos, Milet, Efes, Erythrai ve Phokaia'da çıkarılan sütun başlıkları M.Ö. 6. Yüzyılın ikinci yarısından (M.Ö. 575-550) tarihinden önce değildir. Helken sanatının en özgün mimarlık öğeleri olan Aiol ve İon türü başlıklar ile İon ve Lesbos biçimi kymationlar (yaprak ya da yumurta şekilli mimarlık süslemesi) doğuşlarını Eski Izmir de gün ışığına çıkan ve büyük ölçüde Anadolu Hitit sanatından esinlenmiş olan bu başlıklara borçludurlar

Hellen Dünyasının çok odalı ev tipinin en eski örneği Eski İzmir de bulunmuştur. Gerçekten M.Ö. 7. Yüzyılın ikinci yarısında yapılmış olan iki katlı, beş odalı, ön avlulu çifte megaron, Hellenlerin bugün için bilinen, bir çatı altındaki en eski çok odalı evdir. Ondan önceki Yunan evleri yan yana dizilmiş megaronlardan oluşuyordu. Eski İzmir'in cadde ve sokakları daha 7. yy'ın ikinci yarısında ızgara planlı idi, caddeler ve sokaklar kuzeyden güneye ve doğudan batıya uzanıyor, evler genellikle güneye bakıyordu .

İlerde M.Ö.5. yüzyılda Hippodamos tipi adını alacak olan bu kent planı özünde Yakın doğuda çoktan biliniyordu. Bayraklı şehir planı bu tür kent dokusunun Batı dünyasındaki en erken örneğidir. İon uygarlığının en eski parke döşeli yolu Eski İzmir'de gün ışığına çıkarılmıştır.

Hellen dünyasının en eski sivil mimarlık eseri Eski İzmir'de 7. Yüzyılın ilk yarısında yapılmış olan güzel taş çeşmedir. Bir zamanlar Yamanlar Dağı üzerinde yükselen Tantalos mezarı, tholos biçimli anıtsal mezarların güzel bir temsilcisidir. Tantalos tümülüsünün mezar odası adı geçen çeşmenin planında idi ve onun gibi Isopata tipi adını taşıyan yapı türünde idi, yani planı dörtgendi ve üstü bindirme tekniğindeki bir tonozla örtülü bulunuyordu. Tantalos mezarı adı ile anılan bu anıtsal eser Eski İzmir'de MÖ.520-580 tarihlerinde yönetimi elinde tutan basileusun ya da tyranın mezarı olmalıdır.

Eski İzmir'de, çömlekçi işlikleri, arkeoloji literatüründe "Oryantalizan" ya da "Friz Stili" adı ile anılan seramik türünün güzel örneklerini üretiyor, taşçı ustaları mimarlık eserlerinden başka anıtsal boyda heykeller ve heykelcikler yontuyor ve bütün bu sanat yaratılarının bir bölümü dış pazarlara sürülüyordu.

Bilindiği gibi M.Ö. 6. Yüzyılın ilk yarısında o zamanki antik dünyanın kültür merkezi Batı Anadolu idi. Özellikle Milet'de tarihte ilk defa batıl inançlardan ve her çeşit din etkisinden kurtulmuş, özgür düşünceye dayalı bilimsel araştırmalar başlamıştı. Doğu dünyasının zengin bilgi ve deneyim hazinelerinden yararlanarak ve özellikle özgür düşünce yöntemiyle Thales, Anaksimenes ve Anaksimandros gibi doğa filozofları' bugünkü Batı uygarlığının temellerini atmışlardı. Thales dünyada ilk defa bir doğa olayını, M.Ö. 28 Mayıs 585 tarihinde olagelen güneş tutulmasını oluşundan önce hesaplamıştır. Böylece kültür ve bilim alanında tarihin başlangıcından beri 2500 yıl boyunca Mezopotamya ve Mısır'ın elinde olan önderlik, Batı Anadolu'ya geçmiştir. Batı Anadolu bu önderliğini İranlıların Anadolu'yu işgal ettikleri 545 yılına değin korumuştur. Ancak İran işgali ile filozoflar, bilim adamları ve sanatçılar Atina'ya göç edince kültür ve ilim alanındaki önderlik Atina'ya geçmiştir.

Milet, Efes, Samos gibi İzmir de 6. Yüzyılın başlarında büyük olasılıkla düşünce ve bilim alanında önde gelen kentlerden biriydi. Ancak Eski İzmir M.Ö. 640-545 tarihlerinde döneminin en ileri kültür merkezlerinden biri olduğu halde daha sonraları önemini yitirdiği için, çalışmalarda eskisi hızını kaybetmişti. Eski İzmir'in edebiyat, şiir, tarih, felsefe ve bilim konularında ne düzeyde olduğu hakkında yeterli bilgi mevcut değildir. Mimarlık konusunda ise önemli bir merkezdi.

herodot, Eski İzmir'i Lidya kralı Alyattes'in aldığından bahseder. Kazılarda da bu olay M.Ö. 500 sıralarına tarihlenir. Kent ve Athena tapınağı tahrip olsa da İzmirliler M.Ö. 590 yıllarında tapınağı tekrar inşa ederler.

Daha sonra Persler tarafından 6. Yüzyılın ortalarında ele geçirilen kent. Bu olayla birlikte parlak devrini tamamlamıştır. Bu tarihten sonra Athena tapınağına hediye edilmiş hiçbir armağan bulunamaması da bu tahribatın önemli göstergelerinden birisidir.

Gerileme Dönemi (M.Ö. 500-300)

Kod:
Athena Tapınağı M.Ö. 545 tarihlerinde terkedilmişse de yerleşim sürmüş, ancak bundan sonra 200 yıl kadar bir süre eski İzmir önemini ve işlevini yitirmiştir.

M.Ö. 5. yüzyıl boyunca küçük ancak zengin bir yerleşmenin yer aldığı Bayraklı Höyüğü M.Ö. 5. yüzyılın sonunda ve özellikle 4. yüzyıl süresince yoğun bir iskana sahne olmuştur. Bu dönemde, ortalarında büyük avlular olan biri 5, biri 8 ve diğeri 15 odalı olmak üzere üç ev gün ışığına çıkarılmıştır. Bunların, kenti idare eden ve muhtemelen dönemlerindeki Pers etkisine uyarak yakın civardaki Larissa'da olduğu gibi, birer tyran olan beylere ait olmaları akla yakın gelmektedir. Nitekim Yamanlar Dağı'nda hala kısmen korunmuş olan ve önemli kişilerin mezarları olması gereken düzgün krepisli birkaç 4. yüzyıl tümülüsü bu düşünceyi desteklemektedir.

Söz konusu merkezi avlulu büyük üç evden başka birçoğu megarondan bozma dörtgen planlı küçük evler bulunmuştur. Bayraklı höyüğünün bütün üst düzeyinin 4. yy. boyunca evlerle kaplı olduğu söylenebilir. Öyle anlaşılıyor ki Anadolu'daki Pers işgali 4. yüzyılda gücünü yitirmiş ve İyon kentlerinin büyümesine neden olmuştur. Meydana gelen nüfus patlaması ile yüz dönümlük Bayraklı Höyüğü, İzmirlilere küçük gelmeye başladığından, M.Ö. 300 tarihlerinde Kadifekale (Pagos) eteklerinde yeni İzmir kenti kurulmuştur.

Hellenistik Dönem'de ve Roma İmparatorluğu yönetiminde İzmir (M.Ö. 333-M.S. 395)

Kod:
Büyük İskender'in İssos'ta (İskenderun) Pers Kralı Darius'u yenmesinden (M.Ö. 333) ve arkasından bütün doğuyu ele geçirmesinden sonra Hellen dünyası büyük bir refah çağına erişti. Kentler nüfus patlamalarına sahne oldu. Hellenistik Dönem'de İskenderiye, Rodos, Bergama ve Efes kentlerinden her biri 100 binin üstündeki bir nüfusa eriştiler. Küçük bir tepeciğin üzerinde kurulmuş olan eski İzmir kentinin duvarlarının içinde yalnız birkaç bin kişi yaşayabiliyordu. Bu nedenle en geç M.Ö. 300 sıralarında Kadifekale'nin eteklerinde, yeni ve büyük bir kent kuruldu.

M.Ö. 323 yılında Büyük İskender'in ölümü üzerine çıkan iç savaşta İzmir (zamanın ismiyle Symrna), önce Lysimakhos'un, sonra Lysimakhos'u M.Ö. 281 yılında yapılan Corupedion Savaşı'nda yenen Selevkoslar'ın kralı 1. Selevkos'un eline geçti. Selevkos egemenliği M.Ö. 190 yılında yapılan Magnesia (bugün Manisa) Savaşı'na kadar sürdü. Selevkoslar, Romalılar'a karşı kaybettiği bu savaştan 2 yıl sonra yapılan Apameia (bugün Dinar) savaşıyla Bergama Krallığı'na verildi. Bergama'nın egemenliği, Kral 3. Attalos'un ölümüne dek sürdü ve bu tarihte Romalılar'ın eline geçti ve Asya Eyaleti'ne bağlandı.

Tarihçi Strabon, Smyrna'nın kendi zamanında yani M.Ö. 1. yüzyıla geçiş sırasında en güzel İyon kenti olduğunu belirtmektedir. O dönemde kentin küçük bir bölümü Kadifekale'nin Pagos'un üzerindeydi. Büyük bölüm ise düz arazi üzerinde bulunan liman çevresine toplanmıştı. Ana tanrıçanın tapınağı ile gymnasion da bu hat üzerinde yer alıyordu. Caddeler düzdü ve tamamı büyük taşlarla düzgün bir biçimde kaplanmıştı. Aristeides, kentin doğu-batı yönünde uzanan iki ana yolunun (Kutsal yal ve Altın yol) bulunduğunu ve bu yollarla kentin , denizden gelen esinti ile serinlediğini anlatmaktadır. Strabon İzmir'de Homereion olarak adlandırılan bir stoanın varlığından söz eder (belki de bir perystil ev). Bu evin içinde Homeros'un bir heykeli bulunuyordu.

Roma Çağı'nda İzmir'de inşa edilen yapılar arasında, Kadifekale'nin (Pagos) kuzeybatı eteğindeki antik tiyatro ve batıdaki stadyumun her ikisinden de pek az iz kalmıştır. Diğer taraftan Smyrna Agorası oldukça iyi korunmuş olup, bugün kısaca Agora olarak bilinmektedir. Agoranın ölçüsü 120x80 metre uzunluğunda geniş bir avlusu vardı. Doğusunda ve batısında birer stoası vardı. Her iki yapı 1 7,5 m. olup ikişer katlıydı. Ayrıca 28 m. uzunlukta bir bazilika da mevcuttu. M.Ö. 2. Yüzyılda Romalıların egemenliğine giren İzmir ikinci kez altın dönemini yaşamaya başlar. M.Ö. 88 yılında Pontus Kralı 6. Mithridates'in eline geçtiyse de 2 yıl sonra Romalılar şehri geri aldı.

İncil'de sözü edilen "Yedi Kilise"den bir tanesinin bulunduğu Smyrna Hıristiyanlığın gelişmesinde önemli bir rol oynar. İzmir'in ilk başpiskoposu olan Aziz Polikarp havari ve İncil yazarı St. John'un ilk müridlerinden biridir. Yaklaşık M.S. 70 yılında Anadolu'da doğmuş, inancından ötürü 23 Şubat 155 tarihinde, İzmir akropolü üzerinde bulunan stadyumda Romalılar tarafından yakılarak ölüme mahkum edilmiştir. M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye bölününce, İzmir, sonradan Bizans İmparatorluğu olarak tanınacak Doğu Roma İmparatorluğu'nun bir parçası olur.

Bizans İmparatorluğu yönetiminde İzmir; Araplar, Selçuklular, Cenevizliler, Aydınoğulları, Haçlılar, Moğollar.


Kod:
Bizans İmparatorluğu döneminde Araplar, Selçuklular, Haçlılar ve Cenevizliler kenti ele geçirmek için birbirleriyle savaşırlar. Kenti ilk önce Araplar 672 yılında denizden zaptedip İstanbul'a yaptıkları akınlarda bir üs olarak kullanırlar. Türkler İzmir'i ilk kez 1076'da Sulçuklu akıncılarından ve zamanla ilk büyük Türk denizcisi olacak Çaka Bey'in komutasında ele geçirirler. İzmir'den hareketle Ege Adaları ve Çanakkale Boğazı'na düzenlediği akınlarla Bizanslılara korku salan Çaka Bey'in ölümünden sonra Bizanslılar kenti 1098'de geri alırlar ve şehrin kıyı tarafı 1204 yılında Rodos Şovalyeleri'nin eline geçer. 1310'da Aydınoğlu Umur Bey tüm şehri ele geçirir. 1344 yılında Cenevizliler kıyıdaki St. Peter kalesini ele geçirirler. Cenevizliler aşağı kenti kontrollerinde tutarken Aydınoğulları Beyliği yukarı kentte (Kadifekale) hakimiyet kurar. Gavur İzmir deyimi o dönemden kalmadır ve Cenevizlilerin elinde kalan aşağı kenti tanımlamak için kullanılmıştır. 14.yüzyıl ortalarında St. Peter kalesi ve aşağı kent bu kez Rodos Şövalyeleri tarafından ele geçirilir. Bu arada Osmanlı Devleti 1398'de İzmir üzerinde hakimiyet kurdu. Ankara Savaşı'nı kazanarak Osmanlı Devleti'ni mağlup etmiş olan Timur'un 1403'de bizzat komuta ettiği Moğol ordusu kenti istila edip, St.Peter Kalesini yerle bir eder. Bu fetih Timur'un Hristiyan güçlere karşı yapmış olduğu tek savaş olması nedeniyle ayrıca önemlidir. Osmanlı Devleti'nin toparlanmasından sonra 1422 yılında II. Murat kenti zapteder ve İzmir bundan sonra Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçası olur.

Osmanlı İmparatorluğu yönetiminde İzmir; Doğu Akdeniz'in ticaret kavşağı

Kod:
Osmanlı idaresinin ilk yüzyıllarında ikinci derece bir sancak olan İzmir'in İlk Osmanlı yöneticisi Karasubaşı Hasan Ağa'dır. İzmir 1605-1606 yıllarında Celali İsyanları kapsamında Arap Sait ve Kalenderoğlu ayaklanmalarına sahne olmuştur. Ancak kent, Osmanlı İmparatorluğunun 1620 yılında yabancılara tanıdığı kapitülasyonlardan sonra giderek İmparatorluğun en önemli ticaret merkezlerinden biri haline gelir.

1619'da Fransız, 1620'de İngiliz konsoloslukları açılır. Bu arada şehrin nüfus yapısı da değişmeye başlar. 16. yüzyıl kaynakları İzmir'de 19 cami, 18 havra ve sadece 1 Rum Ortodoks kilisesi bulunduğunu, kentin 9 mahallesinden sadece birinde Hristiyanların yaşadığını belirtmektedir. Dolayısıyla, o dönemde şehir merkezinde Müslüman-Türkler çoğunlukta, önemli ve köklü bir Musevi cemaati mevcut (Sabetay Sevi 17. yüzyılda İzmir Musevi cemaatinin içinden çıkmıştır) ve Hrıstiyan Rumlar azınlıkta olmalıdır. Evliya Çelebi de, 1672'de İzmir'i ziyaretinde, nüfus yapısındaki değişimin ilk gözlemlerini kaydeder ve Punta (Alsancak) mahallesinde giderek artan sayıda yerli gayrimüslimlerin, Levantenlerin ve Batılı tüccarların yoğunlaştığını yazar. İzmir'de 1676'da yaklaşık 30 bin kişinin öldüğü bir veba salgını, 1742'de şehrin yarısının yandığı büyük bir yangın olur. Osmanlılarca İzmir'e paşa düzeyinde yapılan ilk atama, 1707'de yabancı tüccarlarca düzenlenen Buca ayaklanması ndan sonra 1716'da tayin edilen Köprülü Abdullah Paşa'dır. 18. yüzyıl ve 19. yüzyıl larda kent Fransız, İngiliz, Hollandalı ve İtalyan tüccarların gözdesidir. Bu gelişmeye paralel olarak, eyalet merkezi (Aydın eyaleti) önce 1841'de geçici olarak, sonra da 1850'de temelli İzmir'e aktarılmıştır. Aynı yıl Sultan Abdülmecit, 1863'de de Sultan Abdülaziz İzmir'i ziyarete gelmişler, 1871'de kurulan belediyenin ilk başkanı da Yenişehirlizade Ahmet Efendi olmuştur. Çokuluslu bir ticaret şehri haline gelen ve servet birikimi yaratarak metropolleşen İzmir civarında aşayişi korumak herzaman zorlu bir uğraş olmuştur. Bu bağlamda, bölgenin ünlü Rum eşkiyalarından Katırcı Yani 1853'de Buca'da yakalanabilmiş, başta Çakırcalı Mehmet Efe olmak üzere, efeler ve eşkiyalar İzmir'e özel ilgi göstermişler, çoğu kez resmi görevlilerden, yerli, levanten ve yabancı tacirlerden ve azınlıklardan oluşan çetrefil bir ilişkiler ağı içinde rol oynamışlardır.

İzmir I. Dünya Savaşından sonra 15 Mayıs 1919'da Yunan ordusu tarafından işgal edilir. Bu işgal 9 Eylül 1922 tarihinde sona erer. Ancak, İzmir 13 Eylül 1922 sabahı tarihinin belki de en büyük felaketlerinden birini yaşamaktan kurtulamaz. Basmane semtinde başlayan yangın 2.600.000 metrekarelik bir alanda 20.000'den fazla ev ve işyerini tahrip eder. Bu yangın ne yazık ki kentin geleneksel alanının dörtte üçünü tahrip etmiştir. Fakat yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte İzmir zümrütü anka kuşu gibi kendi külleri içinden yeniden doğmuştur. Yangın alanında bugün İzmir Enternasyonal Fuarı bulunmaktadır.

"http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0zmir_tarihi"'dan alındı

Bu Kadar Tarih Sıkmıştır Diye Düşünüyorum xD ...

Şimdi Resimlere İzmir'in Semtlerine Geçelim (Hayran Kalıcaksınız... ):

Konak - Kemeraltı

b-256165-1.jpg


b-256166-2.jpg


b-256167-3.jpg


b-256169-4.jpg


İpek Yolu'nun batı ucundaki ticaret merkezi İzmir'de liman, Hisar Camii'nin bulunduğu bölgeye kadar gelirdi. Limanın ağzında ise, 12. yy'da Bizanslılar tarafından kurulan İzmir Liman Kalesi bulunmaktaydı. Kale tarafından korunan limanın sağ kıyısında ise Frenk tüccarlarının dükkanları ve limanın iç kısmında da kervansaraylar bulunurdu. İpek Yolu'nu takip eden deve kervanlarıyla İzmir'e getirilen mallar bu hanlara indirilir, Ceneviz tüccarları aracılığı ile de limandan gemilere yüklenerek ihraç edilirdi. İşte bu bölgede kurulu; birçok tarihi mekanı kucaklayan İzmir'in ünlü Kemeraltı Çarşısı'nın oluşumu da oldukça ilginç olaylara dayanıyor. Tarihte bir iç liman olan Kemeraltı bölgesini, kaleyi almak için Yıldırım Beyazıt döneminde Osmanlılar çeşitli saldırılar düzenlemişler, ancak başarılı olamamışlardır. İzmir Liman Kalesi'ni düşürmek, 1402 yılında, iç limanı taşlarla doldurarak kaleyi savunmasız bırakan Timurlenk'e nasip olmuştur. Timur'un askerleri, Kadifekale sırtlarından sürükleyip getirdikleri taşlarla limanı doldurmuşlar, böylece sonradan Kemeraltı denilen yerleşim bölgesi oluşmuştur. Zaman içinde bu bölgede yerleşim gelişmiş, hanlar, hamamlar, camiler, kiliseler, havralar, şadırvanlar inşa edilmiştir. Bölge, bir ticaret merkezi olarak gelişmiştir. Kemeraltı Çarşısı'nda halen tarihten süzülüp bozulmadan günümüze kadar gelen bir düzen ve yapı vardır. Tarihi mekanları görülmeye değerdir. Kaynaklar, çarşının ismini; ana caddeyi boydan boya aralıklarla süsleyen 'arasta' adı verilen kemerlerden aldığını bildiriyor.

Saat Kulesi

b-256170-5.jpg


Son derece zarif görünümüyle, Konak Meydanı'nı süsleyen Saat Kulesi bir sanat abidesidir. 1901 yılında Sultan Abdülhamit'in tahta çıkışının yıldönümü nedeniyle yaptırılmıştır. Saati, Alman İmparatoru 2. Wilhelm tarafından armağan edilmiştir.

Kızlarağası Hanı

b-256171-5.jpg


b-256172-6.jpg


İzmir için önemli yapılardan biri Kızlarağası Hanı'dır. Yapının 1745 yılında tamamlandığı sanılmaktadır. Yapımı hakkında kesin bilgiler olmamakla birlikte, yaptıran kişinin Kızlarağası Hacı Beşir Ağa olduğu bilinmektedir. İzmir Liman Kalesi'nin hemen arkasında, 1744 yılında hanın inşasına başlanır ve 1745 yılında tamamlanır. Han, döneminde önemli bir boşluğu doldurmuştur. Bugünkü Yemişçiler ve Halim Ağa Çarşısı ile anılan yerde olup, ana cephesi Keresteciler Sokağı'na açılmaktaydı. Günümüzde burası 871 sokaktır. Osmanlı mimarisinin günümüze gelen, İzmir'deki nadir eserlerinden olan han, diğer hanlar gibi genelde kare bir forma sahiptir. Binanın içinde dikdörtgen ve geniş bir avlunun ortasında geleneksel olarak bir şadırvan ve havuz bulunması gerekmektedir. Günümüzde böyle bir alan mevcut değildir. Han, hemen her uzun mesafe hanında olduğu gibi iki katlı idi Üst katta galeriye açılan odalarda yatmak isteyenler konaklar, zemin katta ise üst kısmın sade yaşamının tam tersi görülürdü. Yükleriyle develer, tüccarlar ile hizmetkarların kalabileceği odalar, malların boşaltıldığı ve pazarlandığı dükkanlar ile pazarlık yapan insanlar bulunurdu. Han, limana yakın olması, sebebiyle, her zaman canlı kalmıştır. Han belli dönemde bir tür borsa gibi de çalışmış, özellikle iç avluya dönük dükkanlarda bu işler yoğun olarak yapılmıştır. 18. ve 19. yüzyıllarda, teknolojinin ulaşım alanında çeşitli değişikliklere yol açması ve ekonomik hayatın zaman zaman yer değiştirmesiyle birlikte Kızlarağası Hanı da yavaş yavaş önemini kaybetmiştir. Han, gece konaklamaların sona ermesinden sonra, sadece malların indirildiği ve depolandığı bir yer durumuna gelmiştir.

1993 yılında restore edilerek günümüzde turistik bir çarşı olarak hizmete giren Kızlarağası Hanı'nda çok çeşitli el sanatları ürünlerini, halıları, deri kıyafetleri ve çarpıcı hediyelik eşyaları bulabilir ve hanın tam ortasındaki açık çay bahçesinde mistik havayı içinize çekerek yorgunluğunuzu atabilirsiniz.

İzmir'in eski anıtsal yapılarından bir diğeri de HİSAR CAMİİ'dir. Aydınoğlu (Molla) Yakup Bey tarafından 16. yüzyılın sonlarında yaptırılmıştır. Belgelerde yapılış tarihi olarak 1592 ve 1598 olarak geçen Camii'nin ortasında merkezi büyük kubbe ve iki yanda uzunlamasına ikişer kubbe bulunmaktadır. Son cemaat kısmı 7 kubbeli bir revaktan oluşur.

Bahçe duvarı ile öndeki iki şadırvanlı meydandan ayrılan dar uzun harimi, bir geçitle güneye uzar. 1813, 1881, 1927 ve 1980 yıllarında onarım gören cami, güneyden ve batıdan payanda kemerleri ve duvarlarıyla desteklenmiştir. Dekorasyon 18 ve 19. yüzyılların etkisi ile zenginleştirilmiştir. Sütun başlıklarında, pencere üzeri ve cephe süslemelerinde mihrap, minber ve vaiz kürsüsünde Avrupa sanatsal etkilerini görmek mümkündür.

Alsancak

b-256173-6.jpg


Eski adı Punto olan Alsancak yıllar boyu İzmir'in simgesi olmuştur. Dünyaca ünlü birçok seyyah ve yazarın şiir ve eserlerinde yer almıştır. Victor Hugo 1829 yılında yayınlanan "Les Orientales" isimli kitabındaki "La Captive" isimli şiirinde ünü batıya yayılan İzmir'i bir prensese benzetir. Şiir şöyledir; "İzmir, bir prensestir çok güzel küçük şapkasıyla. Mutlu ilkbaharlar durmaksızın onun çağrısına yanıt verir. Nasıl vazo içindeki çiçekler gülümserse, O da denizler arasından ışıldar. Hatta Arşipel'in yaratılışından çok daha tutkulu...." Dünya edebiyatında silinmez izler bırakan şair Hugo, İzmir'e gelmemesine karşın kentin ününden efsaneli büyüsünden ve bir amazon kraliçesi tarafından kurulup isimlendirilmesinden etkilenmiştir. Bahsettiği ise İzmir'in yoksul ve çöküntü halindeki mahalleleri değil, Alsancak sınırları içindeki Frenk Mahallesi'dir. Alsancak'ta Levantenler Rumlar, Ermeniler, zengin diğer batılı kesimler oturmaktadır. Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nin iki tarafında uzanan bu dönemlerden kalma yapılar değişik ve özgün mimarileriyle halen bir inci gibi dizilir

Devamı Diğer Mesajda


 
Son düzenleme:
Cevap: уαq1тσ'ηυη кιşιѕєℓ ѕαуƒαѕı | iZmiR HakkInda HerŞey |

Onaylandı ...
 
Cevap: уαq1тσ'ηυη кιşιѕєℓ ѕαуƒαѕı | iZmiR HakkInda HerŞey |

4 Seneye YakIn SüReDiR FrmTR DeYiM vVe öMRüMn YeTtiği KaDaRda KaLıCam....
Bunu Yazmanın Anlamı Neydi Şimdi hö
 
Cevap: уαq1тσ'ηυη кιşιѕєℓ ѕαуƒαѕı | iZmiR HakkInda HerŞey |

frmtrdeki konumdan aldıgım için ... .p unutmusum



Kordonboyu

b-256176-7.jpg


Şiirlere, şarkılara konu olan İzmir'in ünlü Kordon'u, günün her saatinde cıvıl cıvıl, capcanlı bir mekandır. Büyükşehir Belediyesi'nin gerçekleştirdiği rekreasyon düzenlemesi, yürürlüğe koyduğu "Kordon Yönetmeliği" ile bu ünlü mekan İzmir'in en önemli prestij alanı haline geldi. Temizlenmeye, rengi maviye dönmeye başlayan Körfez ile birlikte artık Kordonboyu daha bir yaşanılası oldu.

Karşıyaka ( KSK ) Göztepinin Eceli Rakibi

b-256182-q.jpg


b-256183-a.jpg


b-256184-b.jpg


b-256185-c.jpg


b-256188-e.jpg


b-256189-d.jpg


b-256190-f.jpg


b-256191-g.jpg


b-256192-h.jpg


b-256193-i.jpg


b-256194-ı.jpg


b-256195-ı.jpg


b-256196-k.jpg


İzmir Körfezi'nin kuzeyinde bulunan Karşıyaka, körfezi bir gerdanlık gibi süsler. Eski Karşıyaka'dan günümüze eser kalmasa da, tarihi yalılarından hala ayakta olanları tüm görkemiyle sahil boyunca sizi karşılamaya hazır bekler. Karşıyaka bir efsanedir aynı zamanda ve efsaneye göre Zeus'un; oğlu Tantalos'u Yamanlar Dağı'ndaki bir yarıktan içeri attırarak yarığı kapattığı söylenir. Tantalos'un mezar kalıntıları da Bayraklı sırtlarındadır. Zeus'un Tantalos'u attığı yarığın ise, Karşıyaka'ya 24 kilometre uzaklıktaki Karagöl olduğu söylenir.
Karşıyaka, bugünkü adını almadan önce Cordelio olarak anılırdı. Haçlı ordularının baskınları sırasında Aslan Yürekli Richard'ın askerlerinin, komutanlarına olan sevgilerini göstermek için buraya "Cocur de Lion" adını verdikleri, Çakabey döneminde de "Karşı Sahil" anlamında "Karşı - Yaka" haliyle son şeklini aldığı söylenir.

 
Son düzenleme:
Cevap: уαq1тσ'ηυη кιşιѕєℓ ѕαуƒαѕı | iZmiR HakkInda HerŞey |


AGORA RESİMLERİ

b-256198-1.jpg


ALLİONİ

b-256200-2.jpg


ALSANCAK GAR

b-256202-3.jpg


ALSANCAK KIBRIS ŞEHİTLERİ CADDESİ

b-256204-4.jpg


BERGAMA AKROPOL

b-256205-5.jpg


EFES ANTİK ŞEHİR

b-256206-6.jpg


EFES ANTİK ŞEHİR ANFİ TİYATRO

b-256208-7.jpg


CUMHURİYET MEYDANI

b-256209-8.jpg


SAHİL BULVARI

b-256211-1.jpg


SAAT KULESİ KAR ALTINDA

b-256212-2.jpg


ŞİRİNCE EVLERİ

b-256213-3.jpg


YASSICA ADA

b-256214-4.jpg










İZMİR E YENI GELENLER ICIN 100 MADDEDE İZMiR:

1-Istanbul'dan geldiyseniz, burada da karşi kavrami vardir. Sasirmayin.


2-Boyoz'un ne oldugunu hemen ogrenin ve evinize yakin bir boyozcu bulun.


3-Ilk gordugunuz kiza yiyecekmis gibi bakmayin, zira cok var onlardan, alişin.


4-Bu sehirde -ozellikle Istanbul'dan geldiyseniz- insanlar birine
carptiklarinda ozur diler, genelde sabahlari "gunaydin", aksamlari "iyi aksamlar", gun genelindeyse "iyi gunler" diyerek guleryuz gosterirler. "Tesekkur ederim" de en cok duyacaginiz kelime gruplarindan biridir.



5-Daha onceden yediginiz adi kumru olan sandviclerin hepsinin dandik oldugunu kabul edin zira izmirdeki kumruyu izmirden baska hicbir yerde yiyemezsiniz.



6-Aldiginiz sandvic yarim ekmek gibi benzeri turu yiyecekleri herkesin ortasinda cekinmeden yiyebilirsiniz kimse size donupte vay kafir demez.



7-Eger bugune kadar kullandiginiz en teknolojik kart akbil ise otobuse binmeden once kentkart kullanmayi mutlaka ogrenin. Koyden indim sehire modu olmasin sonra.



8-Simit yoktur. Gevrek vardir. Cekirdek yoktur. Cigdem vardir.



9-Sakin ola ki, Guzelyali da KSK atkisi, Karsiyaka Carsi'sinda Goztepe atkisi ile dolasmayin.



10-Kordon'da arabanizla dolasirken kolunuzu camdan sarkitmayin. Kiro damgasi yersiniz.



11-Sakin Kemeral'tina arabayla girmeye calismayin. Usenmeden otoparka parasini verin.



12-Tarihi asansore ile yukariya cikip korfez manzarasinin tadini cikarin.



13-Bu sehirde Flaman Protestan Kilisesi dahi vardir. Sasirmayin ve gayri muslimlerle tanismaya calisin.



14-Birilerine adres sormak icin cekinmeyin. Izmir'de iyi insanlar yasar, onlara sorun. Hatta sizi gideceginiz yere kadar bile birakabilirler.



15-Cay icilip kuslara gevrek atilabilen vapurlara binin ve karsiya gecin.



16-Kemeralti'nda gecirilecek bir gun de ogle ogununu, tarihi Kemeralti Borekcisi'nde su boregi yiyerek ziyafete donusturun. Hemen az ilerisinde bulunan Sefer Usta'nin henuz ulkede nam salmamisken islettigi tarihi, ufacik dukkanda yiyeceginiz kazandibi ile ogununuzu tamamlamayi unutmayin.



17-Kibris Sehitleri Caddesi'nde dolasirken sag sola kucuk sokaklara girin. Eski evleri, ilginc balkonlari gorun.



18-Genelde taksi soforleri bile kibardir. Sasirmayin.



19-Yagissiz ve asiri sicak olmayan bir havada Karsiyaka-Bostanli arasini yuruyun. Bir hafta tatil yapmis gibi hissedersiniz kendinizi.



20-Istanbul'dan geldiyseniz Bostanli ve Bostanci isimlerini karistirmayin.



21-Ege Universitesi'nde okuyacaksiniz "Izmir sicaktir, soguk olmaz" laflarina kanmayin. Bornova'da oyle soguklar olur ki ilikleriniz donar. Neyse ki uzun surmez.



22-Izmirliler hakkinda soylenenlerden urkmeyin. Kiyi cocuklaridir onlar: Samimi, rahat ve dobra insanlardir. Yasadikca Izmir'in huzuru siner icinize.




23-Bocek fobiniz varsa cabuk fobinizden kurtulmaya bakin. Cunku, Izmir'de her tur ve ebatta eklembacakliyi gorme olasiliginiz vardir.



24-
Istanbul'dan gelenler: Izmir'in gorece kucuklugune burun kivirmayin. Kentin dokusuna, kulturune nufuz etmeye calisin. Kucuk olmadigini
goreceksiniz.



25-Mutlaka Bornova Ciceklikoyde piknik yapin. Sabuncubeli mevkiinden Ataturk ile beraber kente yuksekten bakin.



26-Kaliteli mekan bakimindan gozunuz acik olsun. Cunku, Izmir'li
isletmeciler pek reklami sevmezler. Musteriler kendi bulsun isterler.



27-Sokak numaralarini takip ederek aradiginiz yeri bulamayabilirsiniz. Sasirmayin. 206 sokagin hemen paralelindeki sokakta 2510 sokak tabelasi olabilir.



28-Bir vapur dolusu Goztepe ya da KSK taraftarinin o gun mac sonrasi haykirarak iskeleye gelmesine sasirmayin, dahasi korkmayin. Zararlari yoktur. Bazi mekanlara bayrak asarlar. Bir kac duvari boyarlar.



29-Insanlarin yardimseverligine alisin. Otobuste sizin yerinize kentkart basan kisiler karsiliginda verdiginiz parayi kabul etmezse israr etmeyin.



30-Foca denildiginde hangisi diye sormayin. O Eski Foca'dir. Gidin sahilinde gunes batarken birseyler icin.



31-Susuzdedenin yerini soran cocuklardan uzak durun. Muhtemelen
yankesicidirler.



32-Teleferik'e gidin. Sonra Inciralti'na gecin, kir kahvesinde bir cay icin.




33-Urla'ya gidin. Nobel Edebiyat Odullu Yorgo Seferis'in evini, unutulmaz ses Tanju Okan'in evlerini goreceksiniz. Unlu edebiyatcimiz Necati Cumali'nin evi de orada. Urla Iskelede yuruyun.



34-Bazı Izmir Milletvekilleri'nin Izmir'li olmadiklarina sasirmayin. Onlarin bir kismi cantaci diye tabir edilen ve genel baskanlarinin atadiklari Izmir'in yolu nerededir bilmeyen insanlardir. Onlardan bir kismi kentteki diger kentlerin temsilcileri gibi secilirler ve calisirlar. Ornegin Konyalilar, Mardinliler vb. Belediye yatirimlari disinda Ankara'nin pek yatirim yapmamasina sasirmayin.



35-Sokakta yururken bir kuyruk gorurseniz dalin kuyruga. Siz de siraya girin. Lokma dokuluyordur. Yuzsuzluk edin iki tabak isteyin. Cogunlukla yadirganmazsiniz.



36-Izmir'de Yunan'in nasil denize dokuldugunu merak ediyorsaniz Karsiyaka Iskelesi civarinda "Goz goz goz": Goztepe Iskelesi civarinda "Kaf kaf Kaf sin sin sin Kaf sin Kaf" diye bagirin.



37-Alsancak Sevinc Pastanesi ve Konak'taki YKM taa... Bizans doneminden beri bulusma noktasidir. Buyuk Iskender'in yavuklusuyla burada bulustugu anlatilir.



38-Hisaronunde Cin Ali'nin durumlerini yiyin. Oradan cikip Kizlaragasinda girin. Vitrinleri seyredin.



39-Bornova'da oturacaksaniz aksamlari Kucukpark'ta yapilir piyasa. Haberiniz ola.



40-Topcu'nun yerine gidip cop sis yiyin.



41-Izmir yazlari hamam gibi olur. Yaninizda sik sik degistirmek icin t-shirt bulundurun. Kisin bir sure cok soguk yapar. Bere, eldiven, atki kullanmayi ihmal etmeyin.



42-Alsancak'ta ve Kordon'da uzun saatler yuruyun. Yorulunca bir yere girip bir seyler icin. Sonra bir daha yuruyun. Iyi gelir.



43-Konak Pier'i bir alisveris merkezinden ziyade bir tarihi eser gibi gezin. En ucuna gidip denizi seyredin.



44-Fuar donemi olmasa bile arada bir Kulturparka gidin. Yesillikler arasinda dolasin. Rahatlarsiniz. Lunaparka gidin. Donmedolaba binin. Bangir bangir muzik esliginde Izmir'e tepeden bakin.



45-Kent merkezinde arabayla dolasmaya calismayin. Pek cok yere yaya olarak gidebilirsiniz. Park sorunu yasarsiniz.



46-
Izmir'i mumkun oldugunca baska kentlerle kiyaslamayin. Onu kategori disi olarak gormeye calisin.



47-Ucuncu buyuk sehir imkanlari yoktur. Is bulmak sorundur. Universiteyi burada biterenlerin buyukce bir kismi Istanbul'a kacar. Ekonomik olarak gun gectikce kuculmektedir.



48-Metro'da "Tren Bornova Yonune Gider" unutmayin.



49-Ortamda cöp tenekesi yoksa, kentkart dolum makbuzu almadan ayrilin. Cunku, meret cebinizde bir yil kalabiliyor.



50-Alsancak Cami'nin onundeki duraktan otobuse binmeyin. Bir durak onceye gidin. Oturarak gidersiniz.



51-Alsancak'taki caminin adi Hocazadedir. Kimse boyle soylemez. Onun adi Alsancak Camidir. Izmir'de ne kadar sohretli insan olse orada cenaze namazi kilinir.



52-Eger universite icin Izmir'e geldiyseniz ve sinif arkadaslarinizdan biri Izmir'liyse universite hayatiniz harika gecebilir. Cunku, Izmir'in yerlilerinin en fazla bir saat uzaklikta bir yazligi vardir. Yaz mevsimine dogru 6-7 kisi arabaya dolusulup oraya gidilir. Keyifli anlar gecirilir.



53-Bornova'da ogrenciyseniz Kucukpark'taki unlu mamuller ureten yerler fena degildir. Fiyatlari makuldur. Cok kalabalik olurlar. Bornova kira haricinde cok pahali bir yer degildir.



54-Arkadaslarinizla toplanip yazin Bostanli Iskelesinde basket oynayin.



55-Kentkarti arka cebinize koyun. Otobusu binince poponuzu cihaza surtun. Hem soforden azar isitin. Hem de kicimda cip var havasi yaratin.



56-Ucakla gelecekseniz Gaziemir'den Karsiyaka'ya gelinceye kadar Izmir otogarindan Balikesir'e ulasmis olursunuz.



57-Bornova'da oturuyorsaniz Manisa'ya gitmek Narlidere'ye gitmekden daha kisa surer.



58-Acele etmeyin. Bu sehir acele edenleri sevmez. Dukkanlar gec acilir. Gece gec saatlere kadar acik kalir. Bazi esnaflar ogleden sonra gunun hasilatini yeterli bulup dukkani kapatir bir yerlere icmeye gider.



59-Ankara'dan geldiyseniz sokakta insanlarin devamli gulumseyen yuzlerini yadirgamayin. Acaba dukkanim mi acik diye tedirgin olmayin. Izmir gulen ve gulumseyen insanlarin kentidir. Siz de gulumseyin.



60-Yazin Izmir'de olacaksaniz balkon evinizin en muteber yeri olacaktir. Cunku, dus aldiktan sonra banyodan cikincaya kadar kurursunuz. Yazin Izmir bosalir. Trafik rahatlar. Cunku, pek cok Izmir'linin yazliklari vardir. Oralara giderler. Karsiyakalilar Foca civarinda yer edinmislerdir. Digerleri de Cesme, Karaburun, Mordogan, Ozdere, Urkmez, Kusadasi, Seferihisar da yazliklarda yaz aylarini gecirirler.



61-Kosusturmayin, yuruyun.



62-Otobuslerde ve bazi yerlerde "Piristina, kalbimizdesin" yazisini gorunce, Kosova'nin Piristina kenti kastedilmiyordur. Merhum Belediye Baskani Ahmet Piristina sevilen bir baskandi.



63-Insanlar genelde huzurlu araba kullanirlar. Trafikta birbiriyle kavga edenler azdir. Trafikte yanlis yaparsaniz biri "bilader napiyon" der. Kaslarini catar, kizacak gibi yapar. Sonra bir gulumsemeyle oradan uzaklasir.



64-Bir kez Karsiyaka macina gidin. Taraftar nasil olurmus gorun. Etkileyici bir manzara yaratirlar. Ozellikle Ataturk Spor Salonunda
Karsiyaka-Fenerbahce basket maclarinda muazzam bir atmosfer yaratirlar. Basketbolu iyi bilirler. Istanbul kulupleri gibi basket macina futbol seyircisi gelmez.



65-Izmir bir basketbol kentidir. Cok sayida basketbolsevere rastlarsiniz. Basketbol maclarinda salonlar genelde dolar. Bir basketbolsever iseniz Izmir tercih edilesi bir kenttir. Basketbolun lokomotifi Karsiyakadir.



66-Kadifekale, Ballikuyu taraflarina tek basiniza gitmeyin. Ankaralilar Ulus, Bentderesi ve Ankara Kalesi civarini nasil bilirlerse, Istanbullular Beyoglu'nun arka sokaklarini nasil bilirse buralari da oyle bilsin.



67-Kizinca Izmirlilerin asfalyalari atar, sasirmayin. Asfalya rumca sigorta, guvence demektir. Anlayacagin sigortalari atar.



68-Alsancak limani civarinda bir suru salas yapinin arasinda Arkas Holding binasini gorunce sasirmayin. Fiyakali bir yerdir. Otobusle onunden gecerken otobusunuz yukari katlarinin hizasindan gecer. Yemek vakti ise akvaryumdaki baliklar misali calisanlarini gorursunuz. Sirketin sahibi Lucien Arkas'tir. Denizcilik Odasi Baskani da Geza Dolough'tur. Onlar Turk vatandasi levantenlerdir. Kente damgasini vurmus bir levanten nufus ve levanten kulturu vardir. Izmir Turkiye'nin en buyuk limanlarindan biridir. Bazen kocaman bir turistik gemi yanasir rihtima.



69-Metro ile Ataturk Stadina gidecekseniz Statyum duraginda inmeyin. Halkapinar duraginda inin. Daha yakin oluyor.



70-Izmirliler misira dari derler.



71-Sicaklarda dekolte kizlara aval aval bakmayin. Sayet bakarsaniz kizlar da size tuhaf tuhaf bakarlar. Izmir'de cogunlukla yazin ama her mevsim kizlararasi dekolte yarismasi mi var acaba dediginiz olur.



72-Izmir'de cok sayida Balkan kokenli insanlar yasar. Bazi erkeklerin ve kizlarin cok uzun boylu olmasi sasirtmasin. Ozellikle Camdibi semtinde kendinizi Uskup, Gumulcine, Piristine, Filibe gibi bir kentte
hissedebilirsiniz. Kahvelerinde renkli gozlu, uzun boylu, limon gibi sari insanlarin "Bre more, Asan Astaneye gitti mi?" turunden konusmalara sahit olursunuz. Konusmalarinda H arfi yutulur.



73-Yazin butun gun cayir cayir yanarsiniz. Aksamustu yerel imbat ruzgariyla bir nebze olsun rahatlarsiniz. Ozellikle sahile yakin yerlerde aksamlari esinti eksik olmaz.



74-Adinda bir kent ya da semt adi olmayan nadir kuluplerden biri Altaydir. Az sayidaki taraftari Buyuk Altay derler. Maclarina gitmek zevklidir. Pek taskinlik olmaz. Bazi yasli amcalar bir yandan sohbet edip, mazinin Buyuk Altayini konusurlar bir yandan da tenis maci seyreder gibi maci izlerler. Altay kulubunde bazi gayri muslimler uyedir. Yonetimde seckin insanlar vardir. Alsancak, Kahramanlar gibi seckin muhitler ve limontepe gibi bir kac gecekondu muhitindekiler desteklerler. Bir kac zengin Izmir'li ailenin destekleriyle ayakta durmaktadir. Eski basbakanlardan Adnan Menderes'in kalecilik yaptigi, Mustafa Denizlinin yetistigi ve Istanbul'a cok sayida oyuncu gondermis bir kuluptur. Ayrica, Fenerbahce eski baskanlarindan Sukru Saracoglu Altay'in da baskanligini yapmistir.



75-Hizla kume dusen Goztepenin, Asansor civarindan baslayip, Uckuyulara kadar uzanan hat boyunca taraftarlari bulunur. Ozellikle Guzelyali, Goztepe semtlerinde yogunlasmislardir. Taraftarlari 1960'li yillarin efsane takimindan bahsederler. Avrupa Kupalarinda ilk yari final oynayalariyla ovunurler. Karsiyaka'dan ve KSK dan nefret ederler. Goz goz goztepe seklinde tezaruhat ederler. 1980 yilinda Dunya'da ilk defa bir ikinci lig macinda seyirci rekoruna Karsiyaka ile birlikte imza atmislar ve 80 bin seyirciyi Ataturk stadina toplamislardir. Istanbul'un uc buyuk takiminin deplasmanda Trabzonla beraber seyirci ustunlugu kuramadigi iki takimdan biridir.



76-
Karsiyaka basketbol subesiyle on planda olan bir kuluptur. Yasar Holding hamisidir. Kaf kaf kaf sin sin sin kaf sin kaf tezaruhati yaygindir. Futbol disinda cok sayida bransta faaliyet gosterir. Ornegin yelken. Taraftarlari biz Izmir'li degil Karsiyakaliyiz derler. 35 ½ plakasi tasirlar. Buna karsin Goztepeliler Tam 35 ve Biz Izmir cocuguyuz ya siz? slogani tasirlar.



77-Altinordu, ozellikle basmane, tilkilik, namazgah gibi Izmir'in gavur Izmir olarak anildigi yillarda Turklerin yogun oldugu mahallelerde kurulmus ve sevilmistir. Halen basketbol subesi olmasa da basketbol liginin ilk sampiyonu Altinordu'dur.



78-Esrefpasa, Ucyol, Hatay, Yaghaneler semtlerinin kulubu Izmirspordur. Altyapisi ve mulkleriyle kuvvetli olarak bilinir.



76-Bucaspor Buca semtinde kendi yagiyla kavrulan bir kuluptur. Sari kirmizili goztepe, siyah beyazli Altay'dan sonra sari lacivertli Bucaspor Istanbulun uc buyuklerinin Izmir'deki muadil tamamlayicisi gibidir. Izmir'de soyadlari kulup adi olan bazi degerli sahsiyetlerin kentidir. Vahap Ozaltay, Sait Altinordu, Fuat Goztepe.



77-Dokuz Eylul Universitesinin bazi bolumleri Ege Universitesi kampusu icindedir. Ege Universitesi Hastanesi Romanyadaki diktator Cavusesku'nun yaptirdigi gorkemli sarayi cagristirir. Cok buyuktur. Icinde kaybolursunuz.



78-Izmirliler kendilerini cagdas, ilerici ve batili olarak gorurler. Turkiye'nin batiya acilan kapisi, batiya donuk yuzu falan denir. Okumus yazmis insani coktur.



79-Bir kismi Gavur Izmir lafindan rahatsiz olur. Bir kismi da dinime kufreden musluman olsa bari deyip, guler gecer umursamaz.



80-
Ucuncu buyuk kent olmakla ovunulur. Sonra da super ligde bir takimin olmamasi ucuncu buyuk kente yakisiyor mu diye hayiflanirlar.



81-Izmir'de cok sayida emekli insan yasar. Pekcogu emekli devlet memuru ve devlet iscisidir. Ozellikle emekli askerler ve ogretmenler yogundur. Konak ve Ucyol istikametinden Bati yonune dogru otobusle giderken duraklarda bekleyen bir yigin emekli yasliya rastlarsiniz. Keza Bornova ve Karsiyaka da emekli cenneti yerlerdir. Ulkede olup bitenlere kendilerine has bir tutuculuk sergilerler. Biz Ataturk'un ve Cumhuriyetin cocuklariyiz derler.



82-Basta Bornova olmak uzere, Alsancak, Karsiyaka ve Buca'da genis bahceli cok sayida levanten koskune rastlarsiniz. Bir kisminin icinde artik insan yasamaz. Bazilarinin icinde yasli gayri muslim vatandaslarimiz yasarlar. Onlar mazinin zengin is adamlari ve Avrupali tarim urunu tacirleridir.



83-Cesmeye gitmeyi ihmal etmeyin. Cesmeye gidip de Cesme kumrusu ve Rumeli pastanesinde sakizli dondurma yemeyi unutmayin. Yakin yerlerinde cok guzel plajlari vardir. Alacatiyi gezin.



84-Universite kampuslerinde stand kurup gezi duzenleyenlerin gezileri hem ucuzdur hem de guzeldir. Katilmaya bakin. Bahar doneminde vizelerden sonra tezgahlarini acmaya baslarlar.



85-Yilbasi biletinizi kemeralti girisindeki sag taraftaki biletciden alin. Neden bilmiyorum.



86-Turkiye'nin en buyuk bolge gazetesi Yeni Asir Izmir'den cikar. Ulkemizin yasayan en eski gazetesidir. Yuzyilin basinda Selanikte cikmaya baslamistir.




87-Turkiye'de ilk futbol maci Bornova'da papazin bahcesinde iki rum mahallesinin gencleri arasinda oynanmistir. Fakat, Izmir'e futbolu ingiliz levantenler getirmistir. Yine Turkiye'de ilk atletizm musabakasi da Bornova'da yapilmistir.



88-Turkiye'de ilk demiryolu hatti Izmir'den baslamis, ilk tren istasyonu Izmir'e yapilmistir.



89-Izmir bir camiler degil, kiliseler ve havralar kentidir. Kentte eskisi kadar olmasa da bir miktar musevi vatandas yasar. Cogu kemeraltinda esnaf ya da doktor, dis hekimi falandir.



90-En yuksek bina Hilton Otelidir. Kimileri onu Izmir'in bir organi olarak gorur.



91-Kimileri Guzel Izmir der. Bu sifat burada yasayan rumlar tarafindan konuldugu rivayettir. Kentte en fazla nufusu uzun yillar rumlar
olusturmustur. Onlar Izmir i bir kraliceye, Bornova yi da bu kralicenin tacina benzetirlermis. Bu yuzden Guzel dedikleri anlatilir. Dogruysa.



92-Firsat bulursaniz yakindaki Izmir koylerine gidin. Koylulerle sohbet edip Ege sivesini dinleyin. Gelivedim, gidivedim, nediyon usen (Ne yapiyorsun Huseyin) gibi cumleleri duyun. Selcuk ilcesinin Sirince koyune gidin. Sarapevlerini ziyaret edin. Gozleme yiyin.



93-Eski itfaiye binasi Ahmet Piristina kent muzesine donusturuldu. Gidip gezin. Bina arkasindaki lokantadan Izmir yemeklerini uygun fiyata
yiyebilirsiniz.



94-Kentte cok sayida Girit mubadili aile yasar. Izmir pazarlarinda envayi turlu otun satildigini gorursunuz. Giritlinin gectigi yerde ot bitmez lafini duyarsiniz. Onlar otlardan birbirinden ilginc, lezzetli ve dahasi saglikli yemekler yaparlar. Ahh ahh... Sade suya tirit elden gitti Girit.



95-Izmir kofteler diyaridir. Tire, Odemis, Kosova kofteleri meshurdur. Kemeraltindaki esnaf lokantalarinda Izmir kofte ve kokorec yiyin.



96-
Hakiki Koc ve Pamukkale firmalarinin merkezleri Izmir'dedir. Otogar Bornova'dadir.



97-Uzun yillar Turkiye'nin en buyuk stadi unvanini elinde bulunduran Ataturk Stadi Izmir'dedir. Izmir cok sayida uluslararasi spor organizasyonuna evsahipligi yapmistir.



98-Izmir fuarlar kentidir. Kulturparkta yil boyunca pek cok sektorun fuari yapilir. Ama en gorkemlisi ve buyugu Agustos ayinin son haftasi baslayip eylul ayinin ikinci haftasina kadar suren Izmir fuaridir. Ilk gun ucretsiz olur. Sadece Izmirliler degil, cevre il ve ilcelerden de cok sayida ziyaretci gelir. Otomotiv standlari ile ikram ve hediye dagitan standlar yogun ilgi gorur.



99-Inciraltinda Ozdilek alisveris merkezinin orada bir savas gemisi ve denizalti, muze olarak hizmet vermektedir. Merakliysaniz gidip belese gezebilirsiniz.


100-Ankara'dan gelenler icin Cankaya burada bir alisveris ve is merkezidir. Unutmayi


 
Son düzenleme:
Cevap: уαq1тσ'ηυη кιşιѕєℓ ѕαуƒαѕı | iZmiR HakkInda HerŞey |

ddddddddddddddddddddddd
 
Geri
Üst Alt