Alodie
First Class l M3 Project
- Haz
- 469
- 3
Yeni Beşiktaş'ın artısı eksisi
Manisaspor karşısındaki Beşiktaş'ta bir dönüşümler dizisi izlendi...
Gol atma zorluğu çeken bir takım, gol atacağı umudunu saçan bir takım haline gelmişti.
Ali Kuçik'in gelişmesini bekleyen bir takım, Almeida'nın gol atmasını bekler duruma geçmişti.
Hücumda tutunamayan bir takım, rakibi endişeye sürükleyen bir hücum takımı görüntüsü çizdi.
Üçüncü bölgede basamayan takım, savunmayı orada başlatan, hatta savunması hücumda daha iddialı bir takım olmuştu.
Kenarları kullanmanın sınırsız özgüveni doğmuştu.
Ali'den istenenler Almeida'dan; Necip'ten umulanlar Simao'dan bekleniyordu!
Quaresma müthiş bir konsantrasyonla tek başına iş bitirmeye bakıyordu!
Nobre kendisinden beklenmeyenleri bile başarmanın çalışkanlığına bürünmüştü.
Beşiktaş gerçekten hücumda kaliteyi de tempoyu da artırmıştı...
Değişmeyen, Schuster'in 'gol üretkenliği kovalayan, bu amacı ayakta tutma uğruna kimi zararları da göze alan' oyun anlayışıydı.
İlk yarıdaki Beşiktaş'ın pozisyon ve goller bulması bu anlayışı desteklemeyi gerektiriyor. Çünkü bir yerse iki atar güveni veriyordu takım. Ama ikinci yarıdaki durgun hali hiç güvenilir değildi! Tempo düşüp, yorgunluk egemen olunca Beşiktaş'ın sağladığı güven de yerini endişelere bıraktı.
Guti olmazsa olmaz muhteşem bir hücum gücü... Kontenjan nedeniyle, Aurelio olmaz ise olmaz bir savunma öğesi...
İşte bu iki 34'lüğün güzellikleri, yanında bir sorun da doğuruyor. Yoruluyorlar ve giderek, 'önde basmaya' verdikleri desteği, takım savunmasında gösteremez oluyorlar.
Quaresma 'tek başına iş bitirme' duygusuna kapılmıştı. Onun güzellikleri takımla bütünleştiğinde görkemli oluyor. Ona ne yapması gerektiği söylenemez... Ancak ya hep böyle olur da takım oyununu zedelerse! Bu da bir sorun...
Kanat oyuncuları hareketli ve usta... Hilbert ile İsmail'in önünde Q7 ve Simao var! "Daha ne olsun?"sorusu akla geliyor... Şu olsun: İsmail ile Hilbert daha özenli, risksiz savunma yapsınlar; Q7 ile Simao hareketli oldukları kadar, bereketli de olsunlar. Sözün özü şu: Kenar oyunları, kenar oyuncularının kalitesi oranında hızlı ve kaliteli değildi ilk maçlarında.
Bunları kalıcı birer sorun gibi görmemek gerek. Yeni olmaktan ve tatilden çıkmaktan doğan, giderilebilecek, ancak yok sayılmaması gereken sorunlar.
Manisaspor karşısındaki Beşiktaş'ta bir dönüşümler dizisi izlendi...
Gol atma zorluğu çeken bir takım, gol atacağı umudunu saçan bir takım haline gelmişti.
Ali Kuçik'in gelişmesini bekleyen bir takım, Almeida'nın gol atmasını bekler duruma geçmişti.
Hücumda tutunamayan bir takım, rakibi endişeye sürükleyen bir hücum takımı görüntüsü çizdi.
Üçüncü bölgede basamayan takım, savunmayı orada başlatan, hatta savunması hücumda daha iddialı bir takım olmuştu.
Kenarları kullanmanın sınırsız özgüveni doğmuştu.
Ali'den istenenler Almeida'dan; Necip'ten umulanlar Simao'dan bekleniyordu!
Quaresma müthiş bir konsantrasyonla tek başına iş bitirmeye bakıyordu!
Nobre kendisinden beklenmeyenleri bile başarmanın çalışkanlığına bürünmüştü.
Beşiktaş gerçekten hücumda kaliteyi de tempoyu da artırmıştı...
Değişmeyen, Schuster'in 'gol üretkenliği kovalayan, bu amacı ayakta tutma uğruna kimi zararları da göze alan' oyun anlayışıydı.
İlk yarıdaki Beşiktaş'ın pozisyon ve goller bulması bu anlayışı desteklemeyi gerektiriyor. Çünkü bir yerse iki atar güveni veriyordu takım. Ama ikinci yarıdaki durgun hali hiç güvenilir değildi! Tempo düşüp, yorgunluk egemen olunca Beşiktaş'ın sağladığı güven de yerini endişelere bıraktı.
Guti olmazsa olmaz muhteşem bir hücum gücü... Kontenjan nedeniyle, Aurelio olmaz ise olmaz bir savunma öğesi...
İşte bu iki 34'lüğün güzellikleri, yanında bir sorun da doğuruyor. Yoruluyorlar ve giderek, 'önde basmaya' verdikleri desteği, takım savunmasında gösteremez oluyorlar.
Quaresma 'tek başına iş bitirme' duygusuna kapılmıştı. Onun güzellikleri takımla bütünleştiğinde görkemli oluyor. Ona ne yapması gerektiği söylenemez... Ancak ya hep böyle olur da takım oyununu zedelerse! Bu da bir sorun...
Kanat oyuncuları hareketli ve usta... Hilbert ile İsmail'in önünde Q7 ve Simao var! "Daha ne olsun?"sorusu akla geliyor... Şu olsun: İsmail ile Hilbert daha özenli, risksiz savunma yapsınlar; Q7 ile Simao hareketli oldukları kadar, bereketli de olsunlar. Sözün özü şu: Kenar oyunları, kenar oyuncularının kalitesi oranında hızlı ve kaliteli değildi ilk maçlarında.
Bunları kalıcı birer sorun gibi görmemek gerek. Yeni olmaktan ve tatilden çıkmaktan doğan, giderilebilecek, ancak yok sayılmaması gereken sorunlar.