- May
- 1,368
- 8
İsmi: Ronaldo de Assis Moreira
Doğum Tarihi: 21/03/1980
Doğum yeri: Porto Alegre
Milliyeti: Brazilian
Boy; 180cm
Kilo;: 80kg
Mevkisi: Forward
Sırt Numarası: 10
>
21 Mart 1980 tarihinde Brezilya'nın Porto Alegre şehrinde çok fakir bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur. Aile geçimini Ronaldinho'nun ağabeyi Assis'in futboldan kazadıklarıyla sağlamaktaydı. Ülkenin yarısından fazlasının fakirlik çektiği Brezilya'da hemen hemen her çocuğun kurtuluş yolu olarak görülen futbol Ronaldinho için de bir hedefti. İlk idolü ve hocası da Asssis oldu.
Kulüp Kariyeri
Adını ilk olarak Mısır'da yapılan 17 yaş-altı Dünya Kupası'nda gol kralı olarak duyuran Ronaldinho, ilk profesyonel anlaşmasını 1998 yılında Gremio Kulübüyle yaptı. 2001 yılına dek oynadığı bu kulüpten ayrılıp Paris-Saint Germain'e 5 yıllık imza attığında, iki takım arasında bonservis bedeli konusunda anlaşmazlık çıktı. Bu anlaşmazlığın hukuki alana taşınması sonucu Ronaldinho 6 ay futboldan uzak kaldı. Sonunda 4,5 milyon dolarlık bonservis bedeli tespit edildi ve Ronaldinho tekrar futbola döndü. PSG'deki ilk yılı pek de parlak değildir. Özellikle Ronaldinho'nun Paris gecelerine düşkünlüğü yüzünden teknik direktörü ile yıldızı barışmadı. Fakat 2002 yılındaki başarılarıyla daha büyük bir takıma gitmek istediğini açık açık söyledi. Fakat sözleşmesi yüzünden takımında kalmak zorunda kaldı. Fakat PSG, 2003 yılında Avrupa Kupaları'na katılma hakkı kazanamayınca Ronaldinho'yu satış listesine koymak zorunda kaldı. Alıcı adayları listesinin an başında David Beckam'ı Real Madrid'e kaptıran Manchester United vardı. Hatta Ronaldinho neredeyse Manchester'lı kabul ediliyordu. Fakat elini çabuk tutan FC Barcelona 19 Temmuz 2003 tarihinde, 27 Milyon Euro bonservis bedeliyle transferi bitirdi. FC Barcelona'daki ilk maçına 27 Temmuz 2003 tarihinde çıkmış, çok istediği İspanya Lig Şampiyonluğunu ise 2004-2005 sezonunda ulaşabilmiştir. Şu an en büyük hedefi Şampiyonlar Ligi'ni kazanmak olduğunu söyleyen Ronaldinho halen FC Barcelona'nın en büyük hücum gücüdür.
Milli Takım Kariyeri
1999 yılı, bu güne kadar 42 kez milli formayı giyen Ronaldinho'nun, milli takım kariyerinin başladığı yıl oldu. Amerika Kupası için milli takıma çağrıldı ve 26 Haziran 1999 tarihinde ilk defa milli formayı giydi. Bu turnuvada Paraguay'a attığı gol, millli takım adına attığı ilk gol olarak kayıtlara geçti. 2001-2002 yılında futboldan uzak kaldığı 6 ay yüzünden 2002 Dünya Kupası için Brezilya Milli Takım'ına alınmayacağı düşünülüyordu. Fakat dönemin teknik direktörü Felipe Scolari beklentileri boşa çıkardı. Ronaldinho oynadığı futbol ve attığı iki gol ile Scolari'nin ne kadar doğru yaptığını göstermiş oldu. Özellikle 30-35 metreden İngiltere attığı gol jeneriklikti. Zaten Dünya Kupasını da kazanan Brezilya oldu.
Öznitelikleri
Dünyada yükselen pres, fizik-kondisyon ve oyun bozmaya dayalı, savunma ağırlıklı futbol anlayışına karşı sürat, teknik, yaratıcılık ve oyun kurmaya dayalı estetik futbol anlayışının en büyük temsilcisi olan Ronadinho'nun en büyük futbol yeteneği hiç kuşkusuz topa olan hakimiyeti. Kısa vuruşlarla top sürme, kısa alanda çalım, bacak arası gibi bilinen her türlü adam adama hücum varyasyonlarında üstün bir yeteneğe sahip olamasının yanında kendine has yan çalımlarında top, ayağına yapışıkmış görüntüsü verir. Bu top hakimiyeti, sürati ve vücut çalımı ile birleşince neredeyse tutulmaz bir oyuncudur. 2 Aralık 2004 tarihinde Şampiyonlar Ligi grup maçlarının dördüncüsünde, AC Milan'a karşı maçın sonlarına doğru, bütün bir takıma vücut çalımı atarak kaydettiği gol yeteneklerinin özeti gibidir. Sürati dolayısıyla açık alanda da çok tehlikelidir. Ayrıca serbest vuruştan veya oyun içinde mesafe ne olursa olsun gol atabilir.
Ağırlıklı olarak sağ ayağını kullanır. Gerek maç esnasında, gerek serbest vuruşlarda mesafa tanımaksızın kaleyi bulabilir. Ama gol atmaktan kadar attırmayı da sever. Verdiği uzun mesafeli paslar da çok başarılıdır. Hem süratli hem de çabuk olma vasfına sahip ender oyunculardandır. Bu yüzden hem açık alanda hem de dar alanda çok tehlikelidir.
Her ne kadar oyun kurucu vasıfları olsa da Ronaldinho klasik anlamda bir oyun kurucu değildir. Daha çok hücum hattı ile orta sahanın arasında serbest adam veya ileriye dönük orta saha oyuncusu olarak sol iç koridorda oynar. Oyun kurgusunu değiştirme, gerekirse oyunu yavaşlatma gibi kabiliyetleri olması gereken oyun kurucu gibi takım sisteminin gerçek ağırlık merkezi değildir. Fakat sahip olduğu hücum gücü, ağırlık merkezinin ona kaymasını sağlar.
Maradona, Pele gibi gösteri özellikli kaliteli futbolcuların günümüz temsilcisidir. Çalım yeteneğini geliştiren ve yeni çalım stilleri bulan/uygulayan bir futbolcu olarak -yaşı da dikkate alınırsa- futbol tarihine geçeceği kesin gibidir. Ayrıca diğer teknik futbolculardan farklı olarak savaşçı ve mücadeleci yapısı farklılığını belirginleştirmektedir.
Başarıları
Kulüp
2004-2005 İspanya Lig Şampiyonluğu
Milli
2002 Dünya Kupası Şampiyonluğu
1999 Amerika Kupası Şampiyonluğu
1997 17 yaş-altı Dünya Şampiyonluğu
Bireysel
2004 FIFA Dünyada Yılın Futbolcusu Ödülü
1997 17 yaş-altı Dünya Şampiyonası Gol Krallığı
Pele
Futbol sahasında kırılmadık rekor bırakmadı! Sadece O'nu izlemek için savaşa ara verildi. Hakem oyundan attığında olay çıkmaması için maça geri alındı. Yetenekleriye dünyayı fethetti. "Siyah İnci" Pele'nin çok özel hikayesi.
"Eğer mükemmel kelimesini kullanmak isterseniz, Pele neredeyse o kelimenin tam ortasındadır. O, futbol tarihinin gelmiş geçmiş en iyi oyuncusudur," sözleri Batı Almanya'nın eski yıldızı ve futbol adamı Franz Beckenbauer'a ait.
"Efsaneler yalnız yürürler, ama başardıkları ile birer masal kahramanı olurlar ve yaptıklarıyla da kalbimize ulaşırlar," sözleri Pele'yi anlatmaya çalışan Amerika Birleşik Devletleri eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'a ait. Kissinger'ın sözü ise şu şekilde devam ediyor, "Futbolu sevenler için ise Edson Arantes do Nascimento ya da bilindiği adıyla Pele laflarımı tamamlayan bir kahramandır."
"Pele." Kısa bir isim ama çok uzun bir anlam içeren Edson Arantes do Nascimento'nun dünya üzerinde herkes tarafından bilinen adı. İsmin nereden geldiğini anlatan yüzlerce hikaye var ama hiçbiri bu fenomenliğin boyutunu izah etmeye yetmiyor.
Herşey Brezilya'nın ufak köylerinden birinde başladı, Dico takma adını taşıyan genç, en çok sevdiği şeyi yani futbolu, mahalledeki her çocuktan daha iyi oynarken! Bir gün diğer çolcuklar O'nu Pele diye çağırmaya başladılar. O bu "yeni" ve Portekizcede bir anlamı olmayan takma adın nereden geldiğini bilmiyordu ve beğenmedi de. Dico uzun süre diğer çolcuklarla bu konuda kavgalar etti ve bu takma adın kendisine yapılan bir hakaret olabileceğini düşündü ama "Pele" takma adı yapışmıştı bir kere.
Bir atlet olan Pele, Dünya'da da bir anda tanındı. 1958'de insanlar televizyondan yayınlanan ilk Dünya Kupası'nı izlerken, siyah beyaz ve çok da iyi göstermeyen ekranlarda 17 yaşındaki sıska çocuğun, birçok tecrübeli isim arasında yaptıklarına şahit olmaya başladılar. Pele çelimsiz yapısıyla herkesin etrafında dairiler çizerken, rakibi ters ayakta yere mıhlarken, birbirinden estetik çalımlarla ilerlerken görüntülendi sayısız defa. O Dünya Kupası'nın sonunda da Pele adı bir anda bütün Dünya'ya mıhlandı!
1960 ve 70'lerde, Pele kulübü Santos ve Brezilya Milli Takımı'yla Dünya'yı dolaştı. 22 yıllık futbol kariyerinde 1.281 gol kaydetti. Pele adı öyle bir hal aldı ki dönemin insanları görmeden de hakkında söylenen herşeye inanmaya başladı. O'nun fanatikleri O nereye giderse O'nunla seyehat etti. O dönemde Pele'nin yarattığı etki ancak Muhammad Ali'de görülebiliyordu!
- Nijerya'da sadece O'nun futbolunu izleyebilmek için Biafra ile yapılan savaşta iki günlük ateşkes ilan edildi.
- İran Şahı sadece 2 dakika konuşabilmek için üç saat Pele'yi havaalanında bekledi.
- 1970'lerde yapılan bir ankette Pele'nin adı Avrupa'nın en çok tanınan markaları listesinde sadece Coca Cola'nın arkasında kalarak ikinci sırada yer aldı.
Pele'nin yetenekleri ve golleri O'nun sahadaki ateşi oldu. Pele 19 Kasım 1969'da 1.000. kez rakip fileleri havalandırırken Brezilya'nın tamamında kutlamalar yapıldı. Ama O bile ertesi gün manşetleri paylaşmak zorunda kaldı, çünkü ne de olsa Amerikalıkların Conrad ve Bean'i Aya adım atmıştı.
Edson Arantes do Nascimento 23 Ekim 1940'da Dondinho ve Dona Celeste'nin çocukları olarak, oldukça fakir bir bölge olan Tres Coracoes kasabasında Brezilya'nın güneydoğusundaki Minas Gerais eyaletinde doğdu. Pele'nin babası yerel ama profesyonel bir futbolcuydu. Ayrıca bir maçta kafasıyla 5 gol attığı da kayıtlarda yer alan bir yetenekti.
Pele ise iyi bir futbolcu olduğunu Bauru Athletic Club'da göstermeye başladı. Yetenekleri Dünya Kupası'nda oynamış olan eski yıldızlardan Valdemar de Brito tarafından farkına varıldı. O da bu genci Santos'a götürdü. O dönemde Brezilya'nın orta sınıf takımlarından olan Santos, Pele'li kadrosuyla Brezilya devlerinden biri olmanın neye benzediğini öğrenmeye başladı. Pele Santos'taki ilk tam sezonunda gol kralı olurken rakiplere 32 gol kaydetti. Kısa süre sonra da bu genç adam henüz 17 yaşındayken 1958 Dünya Kupası için Brezilya Milli Takımı'nın kadrosuna alındı.
Pele İsveç'teki turnuvada ilk iki maçı dizindeki sakatlık sebebiyle kaçırdı. Ama kaybettiği zamanı çeyrek finalde maçı kazandıran golü kaydederek telafi etti ve yarı finalde de hat-trick yaptı. Finalde de iki gol kaydeden Pele bir anda kendisini takım arkadaşlarının omuzlarında bulurken, ülkesinin kazandığı ilk Jules Rimet Kupası'nı havaya kaldırdı.
Brezilyalı yazar Nelson Rodrigues Pele için "Kral" dedi. Gazeteci Joao Luiz de Albuquerque Pele gerçeğini anlatırken, "O tünelin ucundaki ışıktı. Bütün fakirler, "Hey bu adam yaptı, başardı, ben de başarabilirim" dedi. O Brezilya'nın tamamını arkasında sürüklemeyi başardı" ifadelerini kullandı.
Futbol Kralı'na Avrupa'dan gelen her teklif yeni bir rekordu. Özellikle İtalyan devi Inter'in o dönem kimsenin cesaret dahi edemediği milyonlarca doları Pele için hazırladığını açıklaması, herkesi "Pele gidecek" diye korkutuyordu. Ama Pele kaldı ve Brezilya Başkanı Janio Quadros da Pele'yi "Ulusal Hazine" olarak ilan etti.
Yeniden yapılanan Santos da Pele ve diğer yeni oyuncuları sayesinde hızla yükselişe geçerken, uluslararası arenada "Futbolun Harlemi" takma adıyla anılmaya başladı. Santos'da yapılan ödemelerin yarısı Pele'ye giderken O da Dünya'nın En Çok Kazanan futbolcusu oldu. O dönemde Pele'nin futboldan kazandığı yıllık geliri 150.000 doları geçiyordu.
1960'larda Santos ile harikalar yaratan Pele, 1962 ve 66 Dünya Kupaları'nda zor anlar yaşadı. 62'de sakatlıklarla boğuşan Pele Meksika'yı 2-0 yendikleri maçta golünü kaydetti ve bir de assit yaptı ama Çekoslovakya maçında uzun mesafeden şut çekerken sakatlandı ve turnuvayı da o şekilde tamamladı. Pele'nin yedeği olarak Amarildo takımda kendine yer bulurken Amrildo ve Garrincha'nın performansları ile Brezilya ikinci kez Dünya Kupası'nın kazanmayı başardı.
Pele 1966 Dünya Kupası'nda yeninden sahne aldı ama Brezilya'nın peşe peşe üçüncü Dünya Kupası'nı kazanarak beklenmeyeni yapma hayalleri Pele'nin sakatlığına takıldı ve Portekiz maçında aldığı darebelerin ardından turnuvayı yarım bırakmak zorunda kaldı. Pele ülkesinin 3. Dünya Kupası'nı kazanmasını o sene sağlayamadı ama 3 Dünya Kupası'nda da gol kaydeden ilk isim oldu. Brezilya o sene 3 maçından 2'sini kaybederek halay kırıklığı yaşadı.
Meksika'daki 1970 Dünya Kupası ise Pele ve Brezilya için farklı bir hikaye oldu. Pele'nin yetenekleri zaman zaman sorgulanırken, Pele, "Bir Dünya Kupası'nda da tekme yemeden devam edebilmek istiyorum. O zaman beni sorgulayabilirsiniz" açıklamasını yaptı.
Pele o turnuvada da tekmeler almaya devam etti ama "Futbolun Kralı" 3 haftalık turnuvada, 4 gol kaydetti ve 6 da asist yaptı. Brezilya final maçında İtalya'yı 4-1 yenerken Pele'nin kaydettiği ilk gol ülkesinin Dünya Kupası'ndaki 100. golü oldu.
Bir süre sonra final maçında Pele'yi savunan Tarcisio Burgnich bir açıklama yaptı, "Maçtan önce kendime şunu dedim, ‘O da bizler gibi etten ve kemikten biri' ama yanılmışım."
Pele üç Dünya Kupası kazanan ilk isim olurken, Brezilya da Jules Rimet Kupası'nın tamamıyle sahibi olmayı başardı.
1974'te "Siyah İnci" lakaplı futbolcu Santos ile son maçına çıktı. Futbolu bırakmayı planlayan Pele yaptığı kötü bir iş anlaşmasından dolayı 1 milyon dolarlık bir borca girdi ve bir süre daha sahada kalmaya karar verdi. Avrupa'nın devleri yine atağa geçtiler ama o Kuzey Amerika Ligi'ni tercih etti ve Amerika'ya futbolu sevdirmek adına New York Cosmos'a transfer oldu.
"Pele'nin, Kral'ın Kuzey Amerika'da sadece 1.500 kişiye top oynayan ufak bir takıma gelmesini düşünmek sadece bir hayaldi," diyen Cosmos Müdürü Clive Toye, Pele'nin neden Cosmos'u tercih ettiğini açıklamasının sonuna sakladı, "O'na İspanya'ya gitme, İtalya'ya gitme, oralarda sadece şampiyonluk kupası kazanırsın ama buraya gelirsen bir ülkeyi kazanırsın."
1975'te Pele 3 yıllığına 2.8 milyon dolarlık bir anlaşma ile Cosmos'a transfer oldu. O'nun bu lige gelmesiyle taraftar sayısında 75 ile 77 yılları arasında yaklaşık %80'lik bir artış oldu. 1975 (7,597) - 1977 (13,584).
1977'de Cosmos'u lig şampiyonluğuna taşıyan Pele son maçını da o sene bir ülkeyi kazanmış olmanın verdiği gururla oynadı.
"Dev" Giants Stadyumu'ndaki kasvetli günde, Pele bir 45 dakikayı Cosmos ile diğer 45 dakikayı da Santos formasıyla tamamladı ve son golünü de kaydetti. Brezilya gazetelerinden birinde çıkan manşet, atmosferi açıklamak için fazlasıyla yeterliydi, "Gökyüzü dahi dayanamadı ve ağladı."
Pele profesyonel futboldan emekli olduktan sonra atlet olduğu zamanki enerjisini bu sefer de futbol elçisi olarak kullanmaya başladı. Yayınlara katıldı, köşe yazıları yazdı, Coca Cola, Master Card ve Viagra'nın projelerinde yer aldı. Hatta 1994'de Brezilya'nın Spor Bakanı olarak politikaya dahi karıştı.
Pele futbolu bırakalı 30 yıl oldu ama O hala bir ülkeye gittiğinde caddeler tıkanıyor ve sokaklar "Kral" için yeterli olmuyor, ya da katıldığı bir yayın istisnasız bir şekilde rayting rekorlarını krıyor.
Pele ile ilgili Kısa ve Öz
- Pele 1956'da 15 yaşındayken ilk kontratını Santos ile imzaladı. Aylık 10 dolara...
- Pele ilk kazandığı parayla annesine gazla çalışan bir fırın aldı, annesi Pele'ye çok teşekkür etti ama herkese bu fırını kullanamadıklarını bir sır olarak saklamalarını söyledi. Çünkü bulundukları bölgeye gaz hizmeti çok sonraları gelecekti.
- 1959'da Pele kendi rekorunu kırarak bir sezonda 129 gol kaydetti.
- 5 Mart 1961'de Pele "Gollerin Golü'nü" kaydetti, topu kendi ceza sahasında alan "Siyan İnci" bütün Fluminense takımını tek tek çalımladı ve hiç pas vermeden girdiği Flumimnense ceza sahasında golünü de kaydetti. Bu golün ardından yapılan özel plaket Pele'yi onurlandırmak amacıyla Rio de Janeiro'daki tarihi Maracana Stadyumu'nun girişine asıldı.
- Pele, Santos'u iki kez 1962 ve 63'te FIFA Kıtalararası Kulüpler Şampiyonası'na taşıdı. 1962'deki finalde Portekiz ekibi Benfica'yı 5-2 yenen Santos'ta Pele hat-trick yaptı.
- 1969'da Kolombiya'da yapılan maçta Pele hakemle girdiği tartışmanın ardından oyundan atıldı. Ancak Pele oyuna hemen geri alındı çünkü polis olayların çıkmasından korkmuştu.
- Pele 6 kez bir maçta 5'er gol kaytdetti. 30 maçta da 4'er gol kaydeden "Siyah İnci" tam 92 maçta da hat-trick yaptı.
- 1994-98 yıllarında Brezilya Spor Bakanlığı'ni üstlenen Pele, Pele Kuralı'nı hayata geçirmeye çalıştı ve Brezilyalı oyuncuların haklarını koruyan bu yasa 2001'de yürürlüğe girdi.
- Amatör bir müsizyen olan Pele, gitar çalıyor ve kendi yaptığı müzikleri kaydediyor.
- 1999'da Uluslararası Olimpiyat Komitesi, hiçbir Olimpiyat'ta yer almamış olmasına rağmen Pele'yi "Yüzyılın Atleti" seçti.
- Fransa'nın ünlü spor dergidi L'Equipe de Pele'yi "Yüzyılın Sporadamı" seçti.
- 1966'da Pele, Rose Cholby ile evlendi, ikili 1978'de boşandı, üç çocukları bulunuyor.
- Pele'nin çocuklarından Edinho babasının ayak izlerini takip etti ve Santos'da profesyonel olarak futbol oynadı ama tek bir farkla, Edinho kaleciydi.
- Pele 1994'te yeniden evlendi ve eşi Assiria Seixas Lemeos ile birlikte Joshua adından erkek ve Celeste adında kız ikizleri oldu.
- Pele'nin evlilik dışında da iki kızı bulunuyor.
Henüz 10 yaşındayken oynamaya başladığı Los Cebollitas, 136 maç boyunca yenilmedi ve bi efsaneye dönüştü. Daha sonra, 20 Ekim 1976’da, Argentinos Juniors takımıyla birinci ligdeki ilk maçına çıkan Maradona, 1979 FIFA Dünya Gençler Şampiyonası'na katıldı.
Boca Juniors takımında ilk olarak 22 Şubat 1981 tarihinde Talleres karşısında forma giyen Maradona, o sene bu takımda ilk lig şampiyonluğunu yaşadı.
Maradona 1982’de, 12 milyon Dolar’lık rekor bir ücretle Barcelona’ya transfer oldu. Ünlü futbolcu, Nou Camp’taki ilk maçını 1982 Dünya Kupası açılışında, Belçika’ya karşı oynadı. Barcelona formasıyla başladığı sezonda, taraftarlarını hayal kırıklığına uğratan Maradona’nın peşini, yaşadığı sakatlık ve hastalıklar, 2. sezonda da bırakmadı.
1984’te, kendisini 1978 Dünya Kupası kadrosuna almayan Menotti’nin Barcelona’nın teknik direktörü olmasıyla, takımdan ayrılan Maradona, 1991’e kadar formasını giydiği, İtalya’nın Napoli takımıyla sözleşme imzaladı. Arjantin’in, Dünya Kupası’nı evine götürdüğü kupada, çeyrek finalde Maradona’nın İngiltere ağlarına eliyle gönderdiği gol, uzun yıllar boyunca tartışılmaya devam etti. Golün yarattığı tepkilerin ardından, gölü attığı elini “tanrının eli” olarak tanımlayan Maradona’nın takımı, 1990 Dünya Kupasın’da finalde, Almanya’dan yenen penaltı golüyle mağlup oldu ve kupayı alamadan evine döndü.
1991 yılında bir İtalya lig maçı sonrası rutin bir doping kontrolünde kokain kullandığı ortaya çıkan ve Arjantin’e dönüşünde, polis tarafından uyuşturucu bulundurduğu gerekçesiyle göz altına alınan Maradona’nın kariyerindeki düşüş başladı.
Gözaltı günlerindeki agresif tavırlarıyla sürekli haberlere konu olan Maradona, kariyerinin sonuna geldiğini düşünenleri haksız çıkardı. 1993 yılında, İspanya’nın Sevilla takımına transfer olan futbolcu, 1994 Dünya Kupası’nda oynadı. Ancak Amerika’da düzenlenen turnuvada yine illegal madde kullandığı ortaya çıkan Maradona 15 ay ceza alarak kupadan diskalifiye edildi.
Cezalı olduğu bu dönem boyunca, Deportivo Mandiyu ve Racing Club gibi kulüplerde teknik direktörlük yapan Maradona, 1995 yılında cezasının bitmesinin ardından, ilk takımı Boca Juniors’a oyuncu olarak döndü. Boca Juniors formasını terlettiği 2 sezonunun ardından Maradona, 1997’de spor hayatını çıkmaza sürükleyen kokain alışkanlığından kurtulamayınca, 37 yaşında aktif futbol kariyerini sonlandırdı.
Futbolu bıraktıktan sonra aşırı kilo alan, çeşitli sağlık problemleri yaşayan ve uyuşturucunun neden olduğu, kalbiden geçirdiği rahatsızlığın tedavisi için Küba’da geçirdiği, 22 aylık sürecin ardından, bir trafik kazası geçiren Maradona dizinden ufak bir operasyon geçirdi.
İniş çıkışlarla dolu, sansasyonel hayatına karşın Maradona, 11 Aralık 2000’de yapılan bir törende, FIFA tarafından, Pele ile birlikte yüzyılın futbolcusu seçildi. Törende kendi ödülünü almasının hemen ardından Pele’nin ödül almasını beklemeden salonu terkeden Maradona, ertesi gün yaptığı açıklamada, “Kendi bedenime karşı saygısız olsam da işime devamlı saygılıydım; bu yüzden de dünyanın en iyisi benim” diyerek, eliyle attığı gole yaptığı “tanrının eli” açıklamasına benzer bir açıklama yaptı.
Kulüp takımı formaları altında çıktığı 588 maçta, 311 gol atan ve 27 Şubat 1977’de Macaristan karşısında çıktığı ilk milli maçında, takımını 5 –1’lik skorla galibiyete taşıyan Maradona, Arjantin Milli Takımı forması altında oynadığı 91 maçta da 34 gol kaydederek, adını dünyanın en iyi furbolcuları arasına yazdırdı.
Doğum Tarihi: 21/03/1980
Doğum yeri: Porto Alegre
Milliyeti: Brazilian
Boy; 180cm
Kilo;: 80kg
Mevkisi: Forward
Sırt Numarası: 10
>
21 Mart 1980 tarihinde Brezilya'nın Porto Alegre şehrinde çok fakir bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur. Aile geçimini Ronaldinho'nun ağabeyi Assis'in futboldan kazadıklarıyla sağlamaktaydı. Ülkenin yarısından fazlasının fakirlik çektiği Brezilya'da hemen hemen her çocuğun kurtuluş yolu olarak görülen futbol Ronaldinho için de bir hedefti. İlk idolü ve hocası da Asssis oldu.
Kulüp Kariyeri
Adını ilk olarak Mısır'da yapılan 17 yaş-altı Dünya Kupası'nda gol kralı olarak duyuran Ronaldinho, ilk profesyonel anlaşmasını 1998 yılında Gremio Kulübüyle yaptı. 2001 yılına dek oynadığı bu kulüpten ayrılıp Paris-Saint Germain'e 5 yıllık imza attığında, iki takım arasında bonservis bedeli konusunda anlaşmazlık çıktı. Bu anlaşmazlığın hukuki alana taşınması sonucu Ronaldinho 6 ay futboldan uzak kaldı. Sonunda 4,5 milyon dolarlık bonservis bedeli tespit edildi ve Ronaldinho tekrar futbola döndü. PSG'deki ilk yılı pek de parlak değildir. Özellikle Ronaldinho'nun Paris gecelerine düşkünlüğü yüzünden teknik direktörü ile yıldızı barışmadı. Fakat 2002 yılındaki başarılarıyla daha büyük bir takıma gitmek istediğini açık açık söyledi. Fakat sözleşmesi yüzünden takımında kalmak zorunda kaldı. Fakat PSG, 2003 yılında Avrupa Kupaları'na katılma hakkı kazanamayınca Ronaldinho'yu satış listesine koymak zorunda kaldı. Alıcı adayları listesinin an başında David Beckam'ı Real Madrid'e kaptıran Manchester United vardı. Hatta Ronaldinho neredeyse Manchester'lı kabul ediliyordu. Fakat elini çabuk tutan FC Barcelona 19 Temmuz 2003 tarihinde, 27 Milyon Euro bonservis bedeliyle transferi bitirdi. FC Barcelona'daki ilk maçına 27 Temmuz 2003 tarihinde çıkmış, çok istediği İspanya Lig Şampiyonluğunu ise 2004-2005 sezonunda ulaşabilmiştir. Şu an en büyük hedefi Şampiyonlar Ligi'ni kazanmak olduğunu söyleyen Ronaldinho halen FC Barcelona'nın en büyük hücum gücüdür.
Milli Takım Kariyeri
1999 yılı, bu güne kadar 42 kez milli formayı giyen Ronaldinho'nun, milli takım kariyerinin başladığı yıl oldu. Amerika Kupası için milli takıma çağrıldı ve 26 Haziran 1999 tarihinde ilk defa milli formayı giydi. Bu turnuvada Paraguay'a attığı gol, millli takım adına attığı ilk gol olarak kayıtlara geçti. 2001-2002 yılında futboldan uzak kaldığı 6 ay yüzünden 2002 Dünya Kupası için Brezilya Milli Takım'ına alınmayacağı düşünülüyordu. Fakat dönemin teknik direktörü Felipe Scolari beklentileri boşa çıkardı. Ronaldinho oynadığı futbol ve attığı iki gol ile Scolari'nin ne kadar doğru yaptığını göstermiş oldu. Özellikle 30-35 metreden İngiltere attığı gol jeneriklikti. Zaten Dünya Kupasını da kazanan Brezilya oldu.
Öznitelikleri
Dünyada yükselen pres, fizik-kondisyon ve oyun bozmaya dayalı, savunma ağırlıklı futbol anlayışına karşı sürat, teknik, yaratıcılık ve oyun kurmaya dayalı estetik futbol anlayışının en büyük temsilcisi olan Ronadinho'nun en büyük futbol yeteneği hiç kuşkusuz topa olan hakimiyeti. Kısa vuruşlarla top sürme, kısa alanda çalım, bacak arası gibi bilinen her türlü adam adama hücum varyasyonlarında üstün bir yeteneğe sahip olamasının yanında kendine has yan çalımlarında top, ayağına yapışıkmış görüntüsü verir. Bu top hakimiyeti, sürati ve vücut çalımı ile birleşince neredeyse tutulmaz bir oyuncudur. 2 Aralık 2004 tarihinde Şampiyonlar Ligi grup maçlarının dördüncüsünde, AC Milan'a karşı maçın sonlarına doğru, bütün bir takıma vücut çalımı atarak kaydettiği gol yeteneklerinin özeti gibidir. Sürati dolayısıyla açık alanda da çok tehlikelidir. Ayrıca serbest vuruştan veya oyun içinde mesafe ne olursa olsun gol atabilir.
Ağırlıklı olarak sağ ayağını kullanır. Gerek maç esnasında, gerek serbest vuruşlarda mesafa tanımaksızın kaleyi bulabilir. Ama gol atmaktan kadar attırmayı da sever. Verdiği uzun mesafeli paslar da çok başarılıdır. Hem süratli hem de çabuk olma vasfına sahip ender oyunculardandır. Bu yüzden hem açık alanda hem de dar alanda çok tehlikelidir.
Her ne kadar oyun kurucu vasıfları olsa da Ronaldinho klasik anlamda bir oyun kurucu değildir. Daha çok hücum hattı ile orta sahanın arasında serbest adam veya ileriye dönük orta saha oyuncusu olarak sol iç koridorda oynar. Oyun kurgusunu değiştirme, gerekirse oyunu yavaşlatma gibi kabiliyetleri olması gereken oyun kurucu gibi takım sisteminin gerçek ağırlık merkezi değildir. Fakat sahip olduğu hücum gücü, ağırlık merkezinin ona kaymasını sağlar.
Maradona, Pele gibi gösteri özellikli kaliteli futbolcuların günümüz temsilcisidir. Çalım yeteneğini geliştiren ve yeni çalım stilleri bulan/uygulayan bir futbolcu olarak -yaşı da dikkate alınırsa- futbol tarihine geçeceği kesin gibidir. Ayrıca diğer teknik futbolculardan farklı olarak savaşçı ve mücadeleci yapısı farklılığını belirginleştirmektedir.
Başarıları
Kulüp
2004-2005 İspanya Lig Şampiyonluğu
Milli
2002 Dünya Kupası Şampiyonluğu
1999 Amerika Kupası Şampiyonluğu
1997 17 yaş-altı Dünya Şampiyonluğu
Bireysel
2004 FIFA Dünyada Yılın Futbolcusu Ödülü
1997 17 yaş-altı Dünya Şampiyonası Gol Krallığı
Pele
Futbol sahasında kırılmadık rekor bırakmadı! Sadece O'nu izlemek için savaşa ara verildi. Hakem oyundan attığında olay çıkmaması için maça geri alındı. Yetenekleriye dünyayı fethetti. "Siyah İnci" Pele'nin çok özel hikayesi.
"Eğer mükemmel kelimesini kullanmak isterseniz, Pele neredeyse o kelimenin tam ortasındadır. O, futbol tarihinin gelmiş geçmiş en iyi oyuncusudur," sözleri Batı Almanya'nın eski yıldızı ve futbol adamı Franz Beckenbauer'a ait.
"Efsaneler yalnız yürürler, ama başardıkları ile birer masal kahramanı olurlar ve yaptıklarıyla da kalbimize ulaşırlar," sözleri Pele'yi anlatmaya çalışan Amerika Birleşik Devletleri eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'a ait. Kissinger'ın sözü ise şu şekilde devam ediyor, "Futbolu sevenler için ise Edson Arantes do Nascimento ya da bilindiği adıyla Pele laflarımı tamamlayan bir kahramandır."
"Pele." Kısa bir isim ama çok uzun bir anlam içeren Edson Arantes do Nascimento'nun dünya üzerinde herkes tarafından bilinen adı. İsmin nereden geldiğini anlatan yüzlerce hikaye var ama hiçbiri bu fenomenliğin boyutunu izah etmeye yetmiyor.
Herşey Brezilya'nın ufak köylerinden birinde başladı, Dico takma adını taşıyan genç, en çok sevdiği şeyi yani futbolu, mahalledeki her çocuktan daha iyi oynarken! Bir gün diğer çolcuklar O'nu Pele diye çağırmaya başladılar. O bu "yeni" ve Portekizcede bir anlamı olmayan takma adın nereden geldiğini bilmiyordu ve beğenmedi de. Dico uzun süre diğer çolcuklarla bu konuda kavgalar etti ve bu takma adın kendisine yapılan bir hakaret olabileceğini düşündü ama "Pele" takma adı yapışmıştı bir kere.
Bir atlet olan Pele, Dünya'da da bir anda tanındı. 1958'de insanlar televizyondan yayınlanan ilk Dünya Kupası'nı izlerken, siyah beyaz ve çok da iyi göstermeyen ekranlarda 17 yaşındaki sıska çocuğun, birçok tecrübeli isim arasında yaptıklarına şahit olmaya başladılar. Pele çelimsiz yapısıyla herkesin etrafında dairiler çizerken, rakibi ters ayakta yere mıhlarken, birbirinden estetik çalımlarla ilerlerken görüntülendi sayısız defa. O Dünya Kupası'nın sonunda da Pele adı bir anda bütün Dünya'ya mıhlandı!
1960 ve 70'lerde, Pele kulübü Santos ve Brezilya Milli Takımı'yla Dünya'yı dolaştı. 22 yıllık futbol kariyerinde 1.281 gol kaydetti. Pele adı öyle bir hal aldı ki dönemin insanları görmeden de hakkında söylenen herşeye inanmaya başladı. O'nun fanatikleri O nereye giderse O'nunla seyehat etti. O dönemde Pele'nin yarattığı etki ancak Muhammad Ali'de görülebiliyordu!
- Nijerya'da sadece O'nun futbolunu izleyebilmek için Biafra ile yapılan savaşta iki günlük ateşkes ilan edildi.
- İran Şahı sadece 2 dakika konuşabilmek için üç saat Pele'yi havaalanında bekledi.
- 1970'lerde yapılan bir ankette Pele'nin adı Avrupa'nın en çok tanınan markaları listesinde sadece Coca Cola'nın arkasında kalarak ikinci sırada yer aldı.
Pele'nin yetenekleri ve golleri O'nun sahadaki ateşi oldu. Pele 19 Kasım 1969'da 1.000. kez rakip fileleri havalandırırken Brezilya'nın tamamında kutlamalar yapıldı. Ama O bile ertesi gün manşetleri paylaşmak zorunda kaldı, çünkü ne de olsa Amerikalıkların Conrad ve Bean'i Aya adım atmıştı.
Edson Arantes do Nascimento 23 Ekim 1940'da Dondinho ve Dona Celeste'nin çocukları olarak, oldukça fakir bir bölge olan Tres Coracoes kasabasında Brezilya'nın güneydoğusundaki Minas Gerais eyaletinde doğdu. Pele'nin babası yerel ama profesyonel bir futbolcuydu. Ayrıca bir maçta kafasıyla 5 gol attığı da kayıtlarda yer alan bir yetenekti.
Pele ise iyi bir futbolcu olduğunu Bauru Athletic Club'da göstermeye başladı. Yetenekleri Dünya Kupası'nda oynamış olan eski yıldızlardan Valdemar de Brito tarafından farkına varıldı. O da bu genci Santos'a götürdü. O dönemde Brezilya'nın orta sınıf takımlarından olan Santos, Pele'li kadrosuyla Brezilya devlerinden biri olmanın neye benzediğini öğrenmeye başladı. Pele Santos'taki ilk tam sezonunda gol kralı olurken rakiplere 32 gol kaydetti. Kısa süre sonra da bu genç adam henüz 17 yaşındayken 1958 Dünya Kupası için Brezilya Milli Takımı'nın kadrosuna alındı.
Pele İsveç'teki turnuvada ilk iki maçı dizindeki sakatlık sebebiyle kaçırdı. Ama kaybettiği zamanı çeyrek finalde maçı kazandıran golü kaydederek telafi etti ve yarı finalde de hat-trick yaptı. Finalde de iki gol kaydeden Pele bir anda kendisini takım arkadaşlarının omuzlarında bulurken, ülkesinin kazandığı ilk Jules Rimet Kupası'nı havaya kaldırdı.
Brezilyalı yazar Nelson Rodrigues Pele için "Kral" dedi. Gazeteci Joao Luiz de Albuquerque Pele gerçeğini anlatırken, "O tünelin ucundaki ışıktı. Bütün fakirler, "Hey bu adam yaptı, başardı, ben de başarabilirim" dedi. O Brezilya'nın tamamını arkasında sürüklemeyi başardı" ifadelerini kullandı.
Futbol Kralı'na Avrupa'dan gelen her teklif yeni bir rekordu. Özellikle İtalyan devi Inter'in o dönem kimsenin cesaret dahi edemediği milyonlarca doları Pele için hazırladığını açıklaması, herkesi "Pele gidecek" diye korkutuyordu. Ama Pele kaldı ve Brezilya Başkanı Janio Quadros da Pele'yi "Ulusal Hazine" olarak ilan etti.
Yeniden yapılanan Santos da Pele ve diğer yeni oyuncuları sayesinde hızla yükselişe geçerken, uluslararası arenada "Futbolun Harlemi" takma adıyla anılmaya başladı. Santos'da yapılan ödemelerin yarısı Pele'ye giderken O da Dünya'nın En Çok Kazanan futbolcusu oldu. O dönemde Pele'nin futboldan kazandığı yıllık geliri 150.000 doları geçiyordu.
1960'larda Santos ile harikalar yaratan Pele, 1962 ve 66 Dünya Kupaları'nda zor anlar yaşadı. 62'de sakatlıklarla boğuşan Pele Meksika'yı 2-0 yendikleri maçta golünü kaydetti ve bir de assit yaptı ama Çekoslovakya maçında uzun mesafeden şut çekerken sakatlandı ve turnuvayı da o şekilde tamamladı. Pele'nin yedeği olarak Amarildo takımda kendine yer bulurken Amrildo ve Garrincha'nın performansları ile Brezilya ikinci kez Dünya Kupası'nın kazanmayı başardı.
Pele 1966 Dünya Kupası'nda yeninden sahne aldı ama Brezilya'nın peşe peşe üçüncü Dünya Kupası'nı kazanarak beklenmeyeni yapma hayalleri Pele'nin sakatlığına takıldı ve Portekiz maçında aldığı darebelerin ardından turnuvayı yarım bırakmak zorunda kaldı. Pele ülkesinin 3. Dünya Kupası'nı kazanmasını o sene sağlayamadı ama 3 Dünya Kupası'nda da gol kaydeden ilk isim oldu. Brezilya o sene 3 maçından 2'sini kaybederek halay kırıklığı yaşadı.
Meksika'daki 1970 Dünya Kupası ise Pele ve Brezilya için farklı bir hikaye oldu. Pele'nin yetenekleri zaman zaman sorgulanırken, Pele, "Bir Dünya Kupası'nda da tekme yemeden devam edebilmek istiyorum. O zaman beni sorgulayabilirsiniz" açıklamasını yaptı.
Pele o turnuvada da tekmeler almaya devam etti ama "Futbolun Kralı" 3 haftalık turnuvada, 4 gol kaydetti ve 6 da asist yaptı. Brezilya final maçında İtalya'yı 4-1 yenerken Pele'nin kaydettiği ilk gol ülkesinin Dünya Kupası'ndaki 100. golü oldu.
Bir süre sonra final maçında Pele'yi savunan Tarcisio Burgnich bir açıklama yaptı, "Maçtan önce kendime şunu dedim, ‘O da bizler gibi etten ve kemikten biri' ama yanılmışım."
Pele üç Dünya Kupası kazanan ilk isim olurken, Brezilya da Jules Rimet Kupası'nın tamamıyle sahibi olmayı başardı.
1974'te "Siyah İnci" lakaplı futbolcu Santos ile son maçına çıktı. Futbolu bırakmayı planlayan Pele yaptığı kötü bir iş anlaşmasından dolayı 1 milyon dolarlık bir borca girdi ve bir süre daha sahada kalmaya karar verdi. Avrupa'nın devleri yine atağa geçtiler ama o Kuzey Amerika Ligi'ni tercih etti ve Amerika'ya futbolu sevdirmek adına New York Cosmos'a transfer oldu.
"Pele'nin, Kral'ın Kuzey Amerika'da sadece 1.500 kişiye top oynayan ufak bir takıma gelmesini düşünmek sadece bir hayaldi," diyen Cosmos Müdürü Clive Toye, Pele'nin neden Cosmos'u tercih ettiğini açıklamasının sonuna sakladı, "O'na İspanya'ya gitme, İtalya'ya gitme, oralarda sadece şampiyonluk kupası kazanırsın ama buraya gelirsen bir ülkeyi kazanırsın."
1975'te Pele 3 yıllığına 2.8 milyon dolarlık bir anlaşma ile Cosmos'a transfer oldu. O'nun bu lige gelmesiyle taraftar sayısında 75 ile 77 yılları arasında yaklaşık %80'lik bir artış oldu. 1975 (7,597) - 1977 (13,584).
1977'de Cosmos'u lig şampiyonluğuna taşıyan Pele son maçını da o sene bir ülkeyi kazanmış olmanın verdiği gururla oynadı.
"Dev" Giants Stadyumu'ndaki kasvetli günde, Pele bir 45 dakikayı Cosmos ile diğer 45 dakikayı da Santos formasıyla tamamladı ve son golünü de kaydetti. Brezilya gazetelerinden birinde çıkan manşet, atmosferi açıklamak için fazlasıyla yeterliydi, "Gökyüzü dahi dayanamadı ve ağladı."
Pele profesyonel futboldan emekli olduktan sonra atlet olduğu zamanki enerjisini bu sefer de futbol elçisi olarak kullanmaya başladı. Yayınlara katıldı, köşe yazıları yazdı, Coca Cola, Master Card ve Viagra'nın projelerinde yer aldı. Hatta 1994'de Brezilya'nın Spor Bakanı olarak politikaya dahi karıştı.
Pele futbolu bırakalı 30 yıl oldu ama O hala bir ülkeye gittiğinde caddeler tıkanıyor ve sokaklar "Kral" için yeterli olmuyor, ya da katıldığı bir yayın istisnasız bir şekilde rayting rekorlarını krıyor.
Pele ile ilgili Kısa ve Öz
- Pele 1956'da 15 yaşındayken ilk kontratını Santos ile imzaladı. Aylık 10 dolara...
- Pele ilk kazandığı parayla annesine gazla çalışan bir fırın aldı, annesi Pele'ye çok teşekkür etti ama herkese bu fırını kullanamadıklarını bir sır olarak saklamalarını söyledi. Çünkü bulundukları bölgeye gaz hizmeti çok sonraları gelecekti.
- 1959'da Pele kendi rekorunu kırarak bir sezonda 129 gol kaydetti.
- 5 Mart 1961'de Pele "Gollerin Golü'nü" kaydetti, topu kendi ceza sahasında alan "Siyan İnci" bütün Fluminense takımını tek tek çalımladı ve hiç pas vermeden girdiği Flumimnense ceza sahasında golünü de kaydetti. Bu golün ardından yapılan özel plaket Pele'yi onurlandırmak amacıyla Rio de Janeiro'daki tarihi Maracana Stadyumu'nun girişine asıldı.
- Pele, Santos'u iki kez 1962 ve 63'te FIFA Kıtalararası Kulüpler Şampiyonası'na taşıdı. 1962'deki finalde Portekiz ekibi Benfica'yı 5-2 yenen Santos'ta Pele hat-trick yaptı.
- 1969'da Kolombiya'da yapılan maçta Pele hakemle girdiği tartışmanın ardından oyundan atıldı. Ancak Pele oyuna hemen geri alındı çünkü polis olayların çıkmasından korkmuştu.
- Pele 6 kez bir maçta 5'er gol kaytdetti. 30 maçta da 4'er gol kaydeden "Siyah İnci" tam 92 maçta da hat-trick yaptı.
- 1994-98 yıllarında Brezilya Spor Bakanlığı'ni üstlenen Pele, Pele Kuralı'nı hayata geçirmeye çalıştı ve Brezilyalı oyuncuların haklarını koruyan bu yasa 2001'de yürürlüğe girdi.
- Amatör bir müsizyen olan Pele, gitar çalıyor ve kendi yaptığı müzikleri kaydediyor.
- 1999'da Uluslararası Olimpiyat Komitesi, hiçbir Olimpiyat'ta yer almamış olmasına rağmen Pele'yi "Yüzyılın Atleti" seçti.
- Fransa'nın ünlü spor dergidi L'Equipe de Pele'yi "Yüzyılın Sporadamı" seçti.
- 1966'da Pele, Rose Cholby ile evlendi, ikili 1978'de boşandı, üç çocukları bulunuyor.
- Pele'nin çocuklarından Edinho babasının ayak izlerini takip etti ve Santos'da profesyonel olarak futbol oynadı ama tek bir farkla, Edinho kaleciydi.
- Pele 1994'te yeniden evlendi ve eşi Assiria Seixas Lemeos ile birlikte Joshua adından erkek ve Celeste adında kız ikizleri oldu.
- Pele'nin evlilik dışında da iki kızı bulunuyor.
Maradona
30 Ekim 1960’ta, Arjantin’in Villa Fiorito kentinde dünyaya gelen Maradona futbola, 5 Aralık 1970’te, Goyo Carrizo adlı bi arkadaşı tarafından, o dönemde Los Cebollitas takımını çalıştıran Francis Cornejo ile tanıştırılmasıyla başladı.Henüz 10 yaşındayken oynamaya başladığı Los Cebollitas, 136 maç boyunca yenilmedi ve bi efsaneye dönüştü. Daha sonra, 20 Ekim 1976’da, Argentinos Juniors takımıyla birinci ligdeki ilk maçına çıkan Maradona, 1979 FIFA Dünya Gençler Şampiyonası'na katıldı.
Boca Juniors takımında ilk olarak 22 Şubat 1981 tarihinde Talleres karşısında forma giyen Maradona, o sene bu takımda ilk lig şampiyonluğunu yaşadı.
Maradona 1982’de, 12 milyon Dolar’lık rekor bir ücretle Barcelona’ya transfer oldu. Ünlü futbolcu, Nou Camp’taki ilk maçını 1982 Dünya Kupası açılışında, Belçika’ya karşı oynadı. Barcelona formasıyla başladığı sezonda, taraftarlarını hayal kırıklığına uğratan Maradona’nın peşini, yaşadığı sakatlık ve hastalıklar, 2. sezonda da bırakmadı.
1984’te, kendisini 1978 Dünya Kupası kadrosuna almayan Menotti’nin Barcelona’nın teknik direktörü olmasıyla, takımdan ayrılan Maradona, 1991’e kadar formasını giydiği, İtalya’nın Napoli takımıyla sözleşme imzaladı. Arjantin’in, Dünya Kupası’nı evine götürdüğü kupada, çeyrek finalde Maradona’nın İngiltere ağlarına eliyle gönderdiği gol, uzun yıllar boyunca tartışılmaya devam etti. Golün yarattığı tepkilerin ardından, gölü attığı elini “tanrının eli” olarak tanımlayan Maradona’nın takımı, 1990 Dünya Kupasın’da finalde, Almanya’dan yenen penaltı golüyle mağlup oldu ve kupayı alamadan evine döndü.
1991 yılında bir İtalya lig maçı sonrası rutin bir doping kontrolünde kokain kullandığı ortaya çıkan ve Arjantin’e dönüşünde, polis tarafından uyuşturucu bulundurduğu gerekçesiyle göz altına alınan Maradona’nın kariyerindeki düşüş başladı.
Gözaltı günlerindeki agresif tavırlarıyla sürekli haberlere konu olan Maradona, kariyerinin sonuna geldiğini düşünenleri haksız çıkardı. 1993 yılında, İspanya’nın Sevilla takımına transfer olan futbolcu, 1994 Dünya Kupası’nda oynadı. Ancak Amerika’da düzenlenen turnuvada yine illegal madde kullandığı ortaya çıkan Maradona 15 ay ceza alarak kupadan diskalifiye edildi.
Cezalı olduğu bu dönem boyunca, Deportivo Mandiyu ve Racing Club gibi kulüplerde teknik direktörlük yapan Maradona, 1995 yılında cezasının bitmesinin ardından, ilk takımı Boca Juniors’a oyuncu olarak döndü. Boca Juniors formasını terlettiği 2 sezonunun ardından Maradona, 1997’de spor hayatını çıkmaza sürükleyen kokain alışkanlığından kurtulamayınca, 37 yaşında aktif futbol kariyerini sonlandırdı.
Futbolu bıraktıktan sonra aşırı kilo alan, çeşitli sağlık problemleri yaşayan ve uyuşturucunun neden olduğu, kalbiden geçirdiği rahatsızlığın tedavisi için Küba’da geçirdiği, 22 aylık sürecin ardından, bir trafik kazası geçiren Maradona dizinden ufak bir operasyon geçirdi.
İniş çıkışlarla dolu, sansasyonel hayatına karşın Maradona, 11 Aralık 2000’de yapılan bir törende, FIFA tarafından, Pele ile birlikte yüzyılın futbolcusu seçildi. Törende kendi ödülünü almasının hemen ardından Pele’nin ödül almasını beklemeden salonu terkeden Maradona, ertesi gün yaptığı açıklamada, “Kendi bedenime karşı saygısız olsam da işime devamlı saygılıydım; bu yüzden de dünyanın en iyisi benim” diyerek, eliyle attığı gole yaptığı “tanrının eli” açıklamasına benzer bir açıklama yaptı.
Kulüp takımı formaları altında çıktığı 588 maçta, 311 gol atan ve 27 Şubat 1977’de Macaristan karşısında çıktığı ilk milli maçında, takımını 5 –1’lik skorla galibiyete taşıyan Maradona, Arjantin Milli Takımı forması altında oynadığı 91 maçta da 34 gol kaydederek, adını dünyanın en iyi furbolcuları arasına yazdırdı.